Ahmed Günbay Yıldız Sözleri

Gençliğimizin unutulmaz romanlarının yazarı olan Ahmed Günbay Yıldız’ın Sözlerini sizler için bu yazımızda bir araya getirdik. Kitap alıntıları ve Ahmed Günbay Yıldız’ın kitaplarından derlenmiş alıntıları bu yazımızda bulabilirsiniz.

Reklamlar

Ahmed Günbay Yıldız Sözleri

Ahmed Günbay Yıldız Sözleri

Sen ne kadar saklasan, gözlerin sözlerini yalanlar.

Canım hele sabret de çayımız bitsin.

İnsan suya benzemeli, ama durgun, akıntısı olmayan birikinti sulara değil. Kirlilikleri arındıran akarsular gibi olmalı.

Bir görebilsem. Hasret öyle çekilmezmiş ki baba. Adını andıkça gönlüm kanıyor.

Kır kalemi hakim bey, beklemesin elinde, adalete susamış, son candır yalnızlığım.

Gecenin hasret dokuduğu anlarda, nakışlar hüzün renginde işlenir.

Şunu çok iyi biliyorum ki; kalbe hiçbir zaman ve hiçbir durumda, şunu seveceksin ya da şunu sevmeyeceksin diye emir verilmez. Kalpler, kimi ne kadar seveceğine kendileri karar verir.

Reklamlar

Kışın en sert soğuğuna meydan okuyan tek çiçektir umut. Yaşarken umutsuz kalma ki çiçeğin solmasın.

Geçmişine küfredenler, tarihine karşı ihanet içinde olduklarının farkında bile değiller. Manevi değerlerini yitiren milletler, kaptanı olmayan gemiden farksızdırlar.

Kalpler emir almaktan hoşlanmaz.

Hani ne demişler, yiğidi kılıç kesmez, acı bir söz öldürür.

Dönüşü olmayan zamanın akışında, yaşanmamış sevgilerin kalmaması için çabalıyorum.

İnsan Dünyaya meydan okumayı göze alsa da Gönlüne meydan okumaya gücü yetmiyor.

Huzurlu bir güne başlamak istiyorum, sargı tutmayan gönül yaralarımı dindirip.

İnsanlar fark ettikleri gerçek ve güzellikleri sevdikleriyle paylaşmalı.

Suyun boğucu vasfını anlamak için boğulmak gerekmiyor.

Bakışımdan anlarsın, tüm hikayem böyledir.

Kulun hüznü haddini aştığı vakit, gözyaşları gönlüne akmaya başlardı.

Allah her mevsime ayrı ayrı güzellik vermiş. Fakat ilkbahar bir başka, dört mevsimin sultanı gibi…

Reklamlar

İnsanlar fay hatları gibidir. Doğru insanın üzerine hayallerini kurmazsan en ufak sarsıntıları bile hissedersin ve ilk depremde yıkılan her zaman sen olursun.

İnsan, evladı doğurur amma, huyunu değil.

Gecenin hasret dokuduğu anlarda, nakışlar hüzün renginde işlenir.

Hayatı yaşamak ayrı şey, harcamak ayrı şeylerdir.

Yabancısı olduğum hüzünler var senin bakışlarında.

Gün olur, zaman bütün engelleri aşar.

Haksızlar, hep senin gibi yüksek perdeden konuşurlar anne.

Hayat, dağınık tutkulardan ibarettir. Sen onları toplamak için uğraşırken, an olur, biraz daha dağıttığını hissedersin. Tutkuları vardır insanın, hepsini yaşamaya ömür yetmez. Bırak, ulaşmaya güç yetiremediklerin yerinde kalsınlar. Onları da yitik sevdalarının arasında bırak.

O lekesiz yüreğinde pasın var, zannederler lüzumsuz bir nazın var, çocuk senin silinmedik yasın var, oysa daha yaşamadık yazın var.

Reklamlar

Senin dünya görüşünle benimki çok farklı. Değer yargılarımız, doğruluk anlayışımız, inanç yapımız farklı. Şunu söylemek istiyorum, aynı müzikle dans etmiyoruz dünyada.

Sevenler birbirlerine adıyorlar kendilerini.

Şunu bilmelisin ki insanlar zor olanı başardıkça kendilerine güvenleri çoğalır.

Benim de bir Şems’im olsa Mevlana gibi.

Gün olur, zaman bütün engelleri aşar.

Haksızlar, hep senin gibi yüksek perdeden konuşurlar anne.

Sevgi birkaç cilalı sözden mi ibarettir?

Şunu bil yeter; sevgi dilde değil, gönülde maya tutar.

Aklına girmişse “yar” diye bir şey gönülde dengeyi bozmayacaksın.

Düşünceler sabırla olgunlaşır.

Hayat insanı, tecrübelerinin kazandırdığı enginliklerle olgunlaştırır.

Hayat kullanmasını bilmeyenler için çok tehlikeli bir silahtı.

Her insan bir gönül taşır. Söz geçmez ki, o et parçasına.

Seni ezberledim senden gizlice, ilmek ilmek, nakış nakış dokudum.

İnsanlar, yakaladığı yerden başlar hayata.

Sevdanı bulutların üzerine yazmışsın; yağmur olarak dökülüyor gözlerimden.

Açılmayan sırlar içimde büyür, her biri bir başka biçimde.

Bir insanın içinde bulunduğu durumu en iyi anlayan yine kendisidir.

Her hakkı söylemek haktır, lakin her hakkı söylemek hakkın değildir.

Kalp bağlandığı yeri severse ısrar eder. Her tarafı idare eden ikiyüzlü bir kalbi taşımaktansa, onu yerinden söküp atmayı tercih ederim.

Bence, seven, sevdiğinin kapısında sadakat göstererek beklemeli.

Hatıra, öyle yakıcı bir ateştir ki, onunla beraber oldukça insanı dağlar. Tıpkı bitmeyen bir hasret gibidir hatıra.

İnsanların en büyük hatası araştırmadan, tanımadığı şeylere düşman kesilmek.

Vatanını koruyanlar, gelecek neslin namusunu kurtaranlardır.

Kendisini milletine adayanlar ölmez ki.

Ertesi gün, belki de en mutlu günü olacaktı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir