Ahmet Haşim Sözleri

Ahmet Haşim Hayatı

Reklamlar

Ahmet Haşim En Güzel Sözleri

Ahmet Haşim, gerçek adıyla Ahmet Haşim Hüsrev, 2 Mart 1884 tarihinde İstanbul’da doğdu. Babası Hüsrev Paşa, Osmanlı ordusunda bir subaydı.

İlkokulu Galatasaray Sultanisi’nde okuduktan sonra, 1896 yılında Paris’e giderek Galatasaray Lisesi’ni ve ardından Hukuk Fakültesi’ni tamamladı. Paris’teki eğitimi sırasında Fransız kültürü ve edebiyatıyla yakından ilgilendi. Bu dönemde pek çok Fransız şairi ve yazarından etkilendi.

Ahmet Haşim, “Servet-i Fünûn” ve “Fecr-i Âtî” dönemlerinin etkisinde kalmış, şiirlerinde sembolist bir üslup kullanmıştır. Şiirlerinde genellikle aşk, ölüm, melankoli gibi evrensel temaları işler.

Ahmet Haşim En Güzel Sözleri

-> Ne kış ne yaz bir dakika mesut olmayı bilemeyenler, bir memleketi mesut etmeyi nasıl bilsinler?

Reklamlar

-> Yarin dudaklarından bana ulaştırılmış olan bir ateştir bu güller.

-> Hayvan gayesine varmış duruyor, insan gayesini hala aramakla meşguldür.

-> Sen sevmeyi bilmedin ki ölmeyi bilesin. Çünkü sevmeyi bilmeyenler ölmeyi de bilemez.

-> Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak.

-> Kelimeler şimdi onsuz, başıboş bir sürüdür.

-> Şairdir şiiri anlatan şairdir seni tanıyan şairdir duyguları yaşayan şairdir size bakan.

-> Yarın dudağından getirilmiş bir katre alevdir bu karanfil.

-> Etme güzel! Bu bezgin hayatımı gönül alarak bir okşa; yaralıyım.

-> Tüm acıların geceleri çare bulduğu bilinmektedir.

-> Tüm geceler içerisinde korkuyu saklar ve geceler korkuların vaktidir. Göz karanlıkta olup bitenleri seçemez ve güzel görünen şeyleri bile düşman gibi görmeye başlar.

-> Ateş gibi bir nehir akıyordu, ruhumla o ruhun arasından.

-> Sanki denizin rengi ağlayış ve özlemle dolmuş da güzellikle donanan şiire tutulmuş.

Reklamlar

-> Gülmenin insanın şanından olduğunu bilmez misin?

-> Namus insanların yaşadığı çevreye göre değişen kararsız bir olgudur. Bu yüzden kimin namuslu kimin namussuz olduğunu çözmek zordur.

-> Acılar gece çözülür.

-> Gün doğduğu zaman neşe ve umut ortaya çıkar.

-> Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz şimdi zaman içinde kaybolmuş kimseleriz.

-> Ne yazık ki vücudun çökmesi aklın olgunluk dönemine rastlar.

-> ün doğduğu zaman neşe ve umut ortaya çıkar.

-> Bilirsin, ey gülen, durgun ruhlu ve durgun yüzlü kadın. Gurbetin ve yalnızlığın gecelerinde beklenen sendin.

-> Eti tadan köpek, artık kuru ekmeğe dönmez.

-> Yaşlıları gençlik, gençleri ise aşk ölüme götürür.

-> Bize söyleyen şair değildir, biz şairi söyletiriz. Çünkü şair, tabiat gibidir. Kendisinde gizlenmiş servet ve güzellik hazinesini ancak onu keşfetmesini bilenlere verir.

Reklamlar

-> Esnemek, harp ve müdafaa vaziyetini terk etmiş, tam bir emniyet içinde olduğunu hisseden vücudun mesut teslimiyetidir.

-> Günümüzde aşık olan sevdiğinden karşılık göremeyen kişidir.

-> Bir bakır tasta alev şimdi havuz suya saplandı kızıl mızraklar. Açılıp kıvrılarak göklerde uçuyor parçalanan bayraklar!

Ahmet Haşim Meşhur Sözleri

-> Karanlık, ölümün bir cüz’üdür. Onun için dinlendiricidir.

-> Sevgiyi bilmeyen, ölmeyi bilmez.

-> Aşık, yüz bulamayan adamdır.

-> Aklın en iyi çalıştığı zamanlar bedenin işi bitmiştir neredeyse yürüyecek hali yoktur.

-> Akıl; nar, ayva ve portakal gibi geç renk ve koku kazanan bir sonbahar ürünüdür.

-> Fikirlerine emin mahfazalar bulamayan bir medeniyetin, tefekkür kabiliyetini kaybetmekte gecikmeyeceğinden hiç şüphe etmemelidir.

-> Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak, sular sarardı… Yüzün perde perde solmakta, kızıl havaları seyret ki akşam olmakta.

-> Gel ey sevgilim, gülerek doğmuş eşsiz güzelliğinle.

-> Güzel kelimesi sıklıkla yalan söyleyenlerin en sevdiği kelimedir.

-> Arkaya bakmadan, yere yuvarlanmaksızın istenilen istikamette kaç adım gidilebilir?

-> Suyu yakuta döndüren bir hazân, bizi gark eyliyor düşüncelere.

Ahmet Haşim Kitap Sözleri

-> Ağaçların seheri zirvesinde titreşiyor tuyûr-ı fâniye-i âlem-i tahayyül ü hâb. Semâyı kaplayacak şimdi gâzeler gibi nûr zavallılar kalacaklar esir-i ufk-ı türâb.

-> Namus kavramı, zaman, din, iklim, gelenek ve bilhassa giyim şekline göre değişen kararsız bir erdemdir.

-> Sevmeyi bilmeyen ölmeyi bilmez; harp sevginin mütemmimidir.

-> Hissiz bir medeniyet terbiyesiyle karşı karşıya idim. Gözlerimi haşyetle kapadım.

-> En güzel şiirler, manalarını okuyucunun ruhundan alan şiirlerdir.

-> Büyük dinlenme zulmet denizine dalıp bir daha ışığa kavuşmamaktır.

-> Ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkûmuz.

-> Nasıl ki yaşlılık ölüme götürüyorsa aşkta yaşlılık gibidir, esir aldığı bedeni ölüme götürür.

-> Dünya sarhoştur, her yer aşk ve sevginin ocağı olmuştur.

-> Oysa ne çok cümlem vardı benim. Her şeye inat, yüreğimi ısıtan ne çok hayalim.

-> Hayat, kitaba sığmayacak kadar geniştir.

-> Gülüşlerin mi çiçek, yoksa dudakların mı çiçek?

-> Aşk, değişmeyince ölür.

-> Dönmek mi? Ne mümkün geri dönmek düştüyse gönüller bu melâle? Bir eldir ufuklardan uzanmış zulmet bizi çekmekte visale.

-> Havâda bir gölü tanzir eder semâ bu gece onun böcekleri gûyâ nücûmdur yekser.

-> İstenilene ulaşırken yere düşmek, çaresiz kalmak hatta bazen ağlamak kesinlikle doğal karşılanmalıdır.

Ahmet Haşim En Çok Beğenilen Sözleri

-> Şiir bir hikaye değil, sessiz bir şarkıdır.

-> Neden bu âb-ı semâvîde avlananlar yok bu haşr-ı nûr-ı hüveynâtı hangi kuşlar yer?

-> Ardıma dönüp bakıyorum da, dallarımı kıran rüzgarları bile affetmişim ama, bir kendime uzanamamış elim.

-> Kenâr-ı âba dizilmiş sükûn ile bekler füsûn-ı mâha dalan pür-hayâl leylekler.

-> Gök yeşil yer sarı mercân dallar dalmış üstündeki kuşlar yâda bize bir zevk-i tahattur kaldı bu sönen gölgelenen dünyâda!

-> Aşk her gün aynı devam ederse bir superguzelsozler.com gün değiştirilmesi gerekir.

-> Ey acıyı tanıyan, ey kısmetsiz ay, güzelliğini üzüntüyle saklayan gölge dağıldı.

-> Bir hayat o kadar uzundur ki bu yüzden bir hayatı kitaba sığdırmak imkânsızdır.

-> Gece korku vaktidir. Göz artık vazifesini yapamadığı için yanlış şeyler görmeye başlar. Her gölge oyunu her ot titreyişi her yaprak kımıldayışı bir düşman yaklaşması hissini verir.

-> Hiç bir şey dil kadar bir ağaca benzemez. Diller tıpkı ağaçlar gibi mevsim mevsim rengini kaybeder ölü yapraklarını döker ve tazelerini açarlar. Dilin yaprakları, kelimelerdir.

-> Her güzellik ruhumda ayrı bir yara açarak geçer.

-> Güzel, yalanın çocuğudur.

-> Günün doğma saati, neşe ve umudun başlangıcıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir