Milan Kundera Sözleri

Milan Kundera Sözleri, Milan Kundera Aşk Sözleri, Milan Kundera Yavaşlık Sözleri, Milan Kundera Sözleri Kısa, Milan Kundera Kitap Sözleri, Milan Kundera Sözleri Resimli, Milan Kundera Sözleri Tumblr

Reklamlar

Milan Kundera Sözleri Kısa

Milan Kundera Sözleri Kısa

İnsan, koşarken düşünemez.

İyimserlik, halkın afyonudur.

Gerçekçi olun, imkansızı isteyin.

Gözyaşları en iyi leke çıkarıcıdır.

Ağlama! Ağlat ki, kıymetini bilsinler.

Aşk gerçek aşk değilse hiçbir işe yaramaz.

Hayat kısa, her anından yararlanmak gerek.

Sevgi, insanın gücünden vazgeçmesi demektir.

Kalbi temiz, saf olanlar için her şey saftır.

Şimdiki zamanı kat ederken gözlerimiz bağlıdır.

Reklamlar

Gülerek kaybettiklerini, ağlayarak kazanamazsın.

Nerenizden yaralandıysanız, kimliğiniz orasıdır.

Çünkü gelecek şimdiki zamandan hep daha güçlüdür.

İnsan bir parça zeki doğmuşsa, doğuştan yabancıdır.

Yalnızlık; bakışlardan kurtulmanın tatlı rahatlığı.

Mezarlık kendini beğenmişliğin taşa dönüşmüş hâliydi.

Ben ağlarken yanımda yoksan, ben gülerken gölge yapma.

Dünya öyle çirkindi ki, kimsecikler kalkmadı mezarından.

Erkek hoşlandıktan sonra tanır, kadın tanıdıkça hoşlanır.

Erkek her türlü yazılır, kadın ise parayı görünce yazılır.

Birisine merhamet duyarak sevmek gerçekten sevmek değildir.

Mümkün olan tek bir direniş vardı: dünyayı ciddiye almamak.

İçinde yaşadığı yeri terk etmek isteyen kişi mutsuz kişidir.

Kiminle güldüğünü unutabilirsin ama kiminle ağladığını asla.

Cennete duyulan özlem insanın insan olmamaya duyduğu özlemdir.

Reklamlar

İktidar sizi nereden yaralıyorsa, orası sizin kimliğiniz olur.

Yaşadığı yeri terk etme arzusundaki insan mutsuz bir insandır.

Bu dünyada her şey önceden affedildiği için her şey yasaklıdır.

Bir artık yanınızda değilse gerçeklik bir örtünün altında kalır.

Ne kadar güçlü olursan, o ölçüde ince davranmak zorunda kalıyorsun.

Ne yaparsam yapayım, yaptığım şeyi iyi yapma tutkusuyla davranırım ben.

İnsanın bilgisizliği bir hatadır ve bilgisizliğinden kendisi sorumludur.

İnsanlar en büyük ahlak testini, hayvanlara nasıl davrandıklarıyla verir.

Zaman korkunç bir çabuklukla geçiyor ve geçmiş gitgide anlaşılmaz oluyor.

En çok incittiğimiz kişilerin, aslında en çok sevdiklerimiz oluşu ne garip.

Peki, ağırlık gerçekten nefret edilmesi, hafiflik de göz kamaştırıcı mıdır?

En kötüsü dünyanın özgür olmaması değil, insanın özgürlüğünü unutmuş olması.

Aşk, çiftleşme arzusunda duyurmaz kendini, uykuyu paylaşma arzusunda duyurur.

İnsanlar birbirlerini sık sık görünce, birbirlerini tanıdıklarını sanıyorlar.

Gerçeğin düşten öte, çok daha öte bir şey olduğunu bulup çıkarmak için gelmişti.

Reklamlar

Ve bu dünyayı sevmediğimi söyleyebiliyorsam bu, sen artık yanımda olmadığın için.

Dünyayı değiştiremiyorsak, en azından kendi yaşamımızı değiştirelim ve özgür yaşayalım.

Korkunun kaynağı gelecekte yatar. Kim gelecekten kurtulmuşsa, korkacak hiç bir şeyi yoktur.

Hüzün, son duraktayız demekti. Mutluluk, birlikteyiz, demekti. Hüzün biçimdi, mutluluk içerik.

Kişinin özel yaşamı kutsaldır ve içlerinde özel mektuplar barındıran çekmeceler açılmamalıdır.

İnsan yaşlanır, sonu yaklaşır, her an git gide superguzelsozler.com kıymetlenir ve anılarla kaybedecek zaman yoktur.

En anlamlı bakış, bir çift ıslak gözde saklıdır. Çok şey anlatır; çünkü dil bağlanır, yürek konuşur.

Gözü daha yükseklerde bir yerde olan herkes günün birinde gözünün kararabileceğini hesaba katmalıdır.

Bir gün gelip benimle kahve içmesini isteyeceğim ondan. Benim öteki benliğim olduğunu söyleyeceğim ona.

Gerçek insan iyiliği, ancak karşısındaki güçsüz bir yaratıksa bütün saflığı ile özgürce ortaya çıkabilir.

Kadın erkek eşitliği hiçbir zaman sağlanamaz. Çünkü terk edilen bir kadının canı, erkekten daha fazla acır.

Güçlüler güçsüzleri incitemeyecek kadar güçsüz olunca, güçsüzler çekip gidecek kadar güçlü olmak zorundaydılar.

Ama güçlüler güçsüzleri incitemeyecek kadar güçsüz olunca, güçsüzler çekip gidecek kadar güçlü olmak zorundaydılar.

Ülkenizde yasaklı tek bir kitabınız olması, üniversitelerimizden çıkan milyarlarca sözcüğün size yasaklı olmasıdır.

Yum gözünü aç elini yüreğim senindir. İster cam kenarına koy güneş alsın. İster can kenarına koy, hep sende kalsın.

Hatırlanan geçmiş, zamandan yoksundur. Bir aşkı, bir kitabı yeni baştan okur ya da filmi tekrar seyreder gibi yeniden yaşayamazsınız.

Birbirimizi neden rahatsız ettiğimizi hiç bilmeyeceğiz, bizi neyin kibarlaştırdığını ya da aptallaştırdığını da. Kendi hayalimiz en büyük gizem.

İnsan, yaptığı bir hareket, söylediği bir söz yüzünden kendine kızabilir, ama yaşadığı bir duygu yüzünden kızamaz, çünkü duygularımız üzerinde hiçbir gücümüz yoktur.

Bir aşk unutulmaz olacaksa eğer, küçük rastlantılar Assissili Francis’in omuzlarına konan minik kuşlar gibi hemen o an kanat çırpa çırpa gökten aşağı doğru süzülmelidir.

Bir kadın bana; “Seni seviyorum, çünkü zekisin, namuslusun, zamparalık yapmıyorsun, bulaşık yıkıyorsun,” derse hayâl kırıklığına uğrarım; bu aşkta çıkarcı bir yan vardır.

Sadece bir hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz; bu nedenle de ne istediğimizi bilemeyiz.

Çünkü merhametten daha ağır bir şey yoktur. Kişinin kendi acısı bile, bir başkasının acısını, tahmin edilen ve binlerce kez yankı bulan acısını hissetmek kadar ağır değildir.

Bu dünyada gençlik ve güzelliğin bir anlamı yoktu; birbirinin tıpatıp eşi, ruhları görünmez olmuş bedenlerle dolu uçsuz bucaksız bir toplama kampından başka bir şey değildi yaşadığımız dünya.

Gerçek insan iyiliği, ancak karşısındaki güçsüz bir yaratıksa bütün saflığıyla özgürce ortaya çıkarabilir. İnsan soyunun gerçek ahlaki sınavı onun, merhametine bırakılmışlara davranışından gizlidir.

Tanrı onları ortadan ikiye ayırıncaya kadar bütün insanlar hermafroditi, o zamandan beri bu yarılar birbirini arayarak dünyanın dört bir bucağında gezinip durdular. Aşk kaybettiğimiz yarıyı özleyişimizdir  işte.

Her şeyi bir düzene sokmaya çalışma çabamız, insan dünyasını inorganik bir krallığa yani her şeyin ilerlediği ve kişisel olmadığı bir düzene dönüştürüyor. Düzene özlem aynı zamanda ölüme özlemdir. Çünkü hayat düzenin daima değişmesinden ibarettir.

Çoğu insanı ölüm konusunda dehşete düşüren şey geleceğin kaybı değil, geçmişin kaybıdır. Aslında unutmak, hayatın içinde her zaman var olan bir ölüm biçimidir. Ölümün farkına varmak bir uyanış deneyimi, büyük hayat değişiklikleri için güçlü bir katalizördür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir