Giovanni Papini Sözleri

Giovanni Papini, hiçbir kalıba sığmayan, hiçbir düşünceye tam anlamıyla boyun eğmeyen nadir yazarlardan biridir. Onun yazın dünyasına kattığı en önemli özellik; yıkıcılık ve yeniden kuruculuktur. Edebiyatı, düşünceyi ve inancı bir arada yoğurarak, kendine has bir üslup geliştirmiştir. Bu üslup, zaman zaman kibirli, zaman zaman yakıcı, ama daima çarpıcıdır.

Giovanni Papini Sözleri Anlamlı

Papini’nin gençliğinde kaleme aldığı denemeler, özellikle edebiyat ve felsefeye yönelik radikal eleştirileriyle dikkat çeker. O, yalnızca bir düşünce adamı değil, aynı zamanda bir savaşçıdır. Sözcükleri silah gibi kullanır. Bu bağlamda, “İnançlarım” ve “Benim Tanrım” adlı eserleri, Papini’nin dinle ve insanla hesaplaşmasının metinsel anıtlarıdır. Onun yazılarında fikirler, duygular kadar güçlüdür. Her satır, bir mücadeleye tanıklık eder.

Papini aynı zamanda zamanla barışamamış bir yazardır. Modern dünyanın yüzeyselliği, değerlerin çürümesi ve insanın yalnızlığı, onun metinlerinde sık sık işlenir. “Kaçaklar” adlı eserinde, bireyin toplumla ve kendisiyle olan çatışmasını anlatır. Bu kitap, Papini’nin ruhundaki trajik boşluğu da yansıtır.

1940’lardan sonra geçirdiği felç, onun bedensel hareketlerini sınırlasa da kalemini susturmamıştır. Hayatının son yıllarını yatağa bağımlı geçirmiş ama yazmaya, düşünmeye devam etmiştir. Onun yaşamı, düşüncenin bedenin sınırlarını aşabileceğinin bir kanıtıdır. 1956’da öldüğünde ardında onlarca eser ve bir o kadar da soru bırakmıştır: Gerçekten neye inanıyordu? Her şey bir sorgulama mıydı, yoksa bir arayış mı?

Giovanni Papini, yaşadığı çağın sınırlarını zorlayan bir entelektüeldi. O, rahatsız eden, düşündüren ve yerinden oynatan bir yazardı. Ve belki de en çok bu yüzden unutulmaması gerekenlerden biridir.

Giovanni Papini Sözleri Anlamlı

-> Ama iyice düşündüm. Dünyanın hiçbir yerinde, şu anda, erkek veya dişi, görmek istediğim, özlediğim kimse yok. (Gog)

-> İnançsızken daha samimiydim, inandığımda ise daha yaralı.

-> İnsan, inandığına değil; inandığını yaşadığına dönüşür.

-> Her okuduğum kitap, kendimi biraz daha kaybetmeme neden oldu.

-> Yazmak, kendi iç sesimi duymak için kullandığım bir aynadır.

-> Benim için yazmak, yaşamaktan daha gerçekti.

-> Mükemmel varlığa özgü zannedilen her şey, gittikçe bütün ölümlülerin basit birer ayrıcalığı oluyor…

-> Karanlık, bazen en dürüst aynadır.

-> Tanrı’yı affettim, çünkü O beni asla terk etmedi, sadece suskundu.

-> İnsan, kendine en çok yabancılaşınca Tanrı’ya yaklaşır.

-> Bana ne Tanrı’yı ne de şeytanı anlatabildiler; ikisini de kendim bulmak zorunda kaldım.

-> Gerçek, kitaplarda değil; acıda saklıdır.

-> Hayat, anlam arayışında kendini tüketenlerin cehennemidir.

-> Zihnimle savaştım, ruhumla barıştım.

-> Hakikati isteyenin önce kendi yalanını görmesi gerekir.

-> Ben hakikatin gölgesinde yaşadım; ışığı göremedim ama ona inandım.

-> Gülümsedi gibi geldi bana, ama insanlar hiçbir şey anlamadıkları zaman hep gülümserler…” (Kaçan Ayna)

-> Gerçek bir dönüşüm, inanç değil acı gerektirir.

-> Ruhumda delikler açan kelimelere minnettarım.

-> İnanç, bilgiden değil; kırılmaktan doğar.

-> Ben Tanrı’ya inanmadım; O’na ihtiyaç duydum.

-> Felsefe beni boğdu; edebiyatla soluklandım.

-> İnsanlığın acısı ikidir: Erkek için en güç şey düşünmek, kadın için en korkunç acı doğurmaktır.Amma ne düşünce ne de doğum makinesini icat ettik, belki de asla edemeyeceğiz…

-> Bazen inanç, düşüncenin intiharıdır.

-> Ruhum, çağın hastalığına tutuldu: sonsuz arayış.

-> Yalnızlık, büyük hakikatlerin habercisidir.

-> Bazı akşam, şehirlerde itişip kakışan insan sürülerinden nefretim beni o kadar boğuyor ki, yeryüzünü kesin olarak bunlardan kurtarmak için bir çare var mıdır diye araştırmaya kalkışıyorum. (Gog)

-> Ben Tanrı’yı aradım, insanlar benden uzaklaştı. İnsanları aradım, Tanrı sustu.

-> Her şeyi içinde barındırır ruh; geçmişin hatırasını da, başkalarından en çok saklananları da. (Düşsel Konçerto Cilt 1)

-> Hayal ettiğim dünyaya ulaşamadım, çünkü her düş bir kırılmayı doğurur.

-> Asabî olanları, sefihleri, işsiz güçsüzleri, hasisleri hâkimlerin huzurlarına çıkartmalı, tekdir etmeli, icabında cezalandırmalı. Evlerinde zulüm edenlerden babalık haklarını almalı; şüpheci, çabuk sinirlenen kimselerin safralarını çıkartmalı; miraslarını har vurup harman savuranların ellerinden servetlerini almalı; muhterislerden kan almalı, böylece binlerce cinayetin de önü alınmış olur. Bu ihtiyat ve önleyici davalar, kanun koyucu için şeref ve hâkim için zafer olacaktır…

-> Şeytan’dan daha bağışlayıcı bir varlık hiç tanımadım. (Düşsel Konçerto Cilt 1)

-> Kelimeler bazen kanat olur, bazen de zincir.

-> Kendimi anlamak için Tanrı’yı, Tanrı’yı anlamak için kendimi inceledim.

-> Dünyayı anlamaya çalıştıkça, içimdeki kaos büyüdü.

-> Düşüncelerimden kaçtım, kalemim peşimi bırakmadı.

-> Ben insanı değil, insandaki boşluğu yazmak istedim.

-> Nasıl oluyor da insan, vücudunun her tarafını, parmaklarının uçlarına kadar kapatıyor da en mühimi olan yüzünü açık bırakıyor? Azamızı hicabımızdan veya utancımızdan kapatıyorsak, çoğu zaman en az güzel ve en az muntazam olan suratımızı gizlemiyoruz. (Gog)

-> Tanrı’ya savaş açtım, çünkü O’nu çok seviyordum ama beni hep sustu.

-> Yeniden karşılaşmalara, utkulara, yükselişlere, unutmalara umut bağlayan yarın olmasaydı, insanlar yaşamaya razı olmazlardı. Yarının uzak kokusu olmasa, bugünün kara ekmeğini yemezlerdi. (Kaçan Ayna)

-> Ben her kitabı Tanrı’ya bir mektup gibi yazdım.

-> Her insan, kendi içinde yenilmediği sürece gerçekten yenilmiş sayılmaz.

-> Sadece odamda değil bütün evrende, hiçliğin ortasında tamamen yalnızmışım gibi hissediyordum. (Düşsel Konçerto Cilt 1)

-> Sahte olanla savaşırken, bazen kendimi de yıktım.

-> Düşünce özgürlüğü, en çok kendi zihnine başkaldırmakla başlar.

-> Ben sıradan bir insanım, her ne pahasına olursa olsun sıradan olmayan bir hayat, kesinlikle sıra dışı bir hayat yaşamak isteyen korkunç derecede sıradan bir insanım. (Düşsel Konçerto Cilt 1)

-> Düşünmekten korkan bir toplumda, düşünen delidir.

-> Ben bir fikir manyağı değilim, fikirden doğmuş bir ruhum.

-> Çocukluğumdan beri kendimi, nedendir bilmem, korkunç derecede yalnız ve farklı hissettim.” (Gog)

-> Kişiliğimizin öyle tarafları var ki, ötekilerin aleyhine fazla şişmekte, kangren olmaktadır. Manevi kanserler, fikir urları, günah ve fesat apandisitleri vardır…

-> Kendimi yıkmadan yeniden doğamayacağımı anladım.

-> Yanlış bir gezegene gelmiş olmamdan korkuyorum. Burası bana çok dar geliyor. Benim için istediğim kadar yer yok. (Gog)

-> Yalnızca yaşamın gizi ölümde değil, ışığın gizi de karanlıkta, iyinin gizi kötülükte,doğrunun gizi yanlışlıkta, evetin gizi hayırdadır! Bu yüzden yaşamak isteyen her Faust, yaşamı, tıpkı bir sevgiliyi kucaklar gibi, onun her şeyini duyumsamak, her yanını kucaklamak, her şeyin tadına varmak isteyen her tutkulu ölmeye hazırlanmalı, kendini ölümün içine koymalıdır. Bir an yoğun bir biçimde yaşamayı başarabilirsek, yaşam ağır bir ölümdür, her kösnü, bu uzun can çekişin onca sıçrayışından, ölüm hırıltısından biridir yalnızca.

-> Yazarken arınmak istedim; daha da kirlendim.

-> Papini, asla bir cevap olmadı; hep bir soru olarak yaşadı.

-> Eğer siz daha zeki olmazsanız, birbirimizi asla tam olarak anlayamayız. (Düşsel Konçerto Cilt 2)

-> Bilimin ilerlemekte olduğu na dair yapılan bütün gevezelikler küstah palavralardan başka bir şey değildir. Bilim ortadan ölümü kaldırmadıkça bir şey yapmış sayılmaz. Beni bir gün bir taşın altında çürümeye atacaklarına göre Londra?dan New York?a yarım saatte uçmu şum, bana ne…??

-> Ruhumun aynası kırık; her yansıma beni başka biri yapıyor.

-> Bambaşka bir yaşam düşlüyorum Ölmemek için öleceğim. (Kaçan Ayna)

-> Düşünmek bazen bir lanettir; ama düşünmeden yaşamak, ondan da büyük bir felakettir.

-> Yere inip kalmak benim için bir felaket. Artık çamurlar,taşlar arasında yaşayamam, hemcinslerimin yaşayışlarına, gürültülerine dayanamıyorum. Gezegenimize, dağlarının kamburlarına, göllerinin sularına, nehirlerinin gümüşi yılanlarına yukarıdan görmek şartıyla katlanabiliyorum. İnsanları, zavallı, çırpınan, uğraşıp didinen insanları ise yukarılardan göremiyorum, görsem bile bana kaynaşan karıncalar gibi geliyor. Ben, tek başıma sınırsız göklere atıldığım zamanlar mutluluk duyuyorum. Güneş sadık yoldaşım, bulutlar adalarım, sis sığınağım, rüzgâr musîkim oluyor. Üzerinde insanların yaşadığı bu sert kabuklu yuvarlağın birkaç bin metre yükseğine çıkınca kendimi dünyanın hâkimi ve ruhumun tam anlamıyla sahibi sayıyorum…

-> Yüce ruhların dilinde uyku ahmaklığın ve hatanın, uyanış ise zaferin ve gerçekliğin eş anlamlısıdır. (Düşsel Konçerto Cilt 2)

-> En derin soruların cevabı bazen bir kelime değil, bir çığlıktır.

-> İnanılmaz bir sezgi durumu yüzünden superguzelsozler.com sakin hayatımı altüst eden bendim. (Düşsel Konçerto Cilt 2)

-> Karanlıktan korkmadım; içimdeki sessizlikten korktum.

-> Yalnız kalmak istemedim ama anlaşılamamak daha ağırdı.

-> Yaşam, kendi hikâyeni yazmaksa; ben başkalarının hikâyesinde figüran oldum.

-> Gerçeğin en çıplak hali, bazen bir satırda saklıdır.

-> Bütün ilimler fizikte birleşiyor ve artık bundan sonra fizik bir tek formüle indirilebilir. Bu formülü, basit bir dille, şöyle ifade edebiliriz: ” Bir şey kımıldanıyor..!” Bu üç kelime insan düşüncesinin en yüksek terkibidir…

-> Sözlerim yara gibidir; iyileştirirken sızlatırlar.

-> İnsanlar; yaşamınızın tümü, sizin kendi kendinizi lanetlemek için tasarladığınız korkunç bir oyundur;sizin bu kaçan aynaya doğru koşuşunuza yalnızca şeytanlar güler. (Kaçan Ayna)

-> Ne Tanrı’dan korktum ne şeytandan; en çok kendimden ürktüm.

-> Beni en çok susturanlar, en çok konuştuklarım oldu.

-> Delilik, çoğu zaman düşüncenin doruk noktasıdır.

-> Tamamıyla güzel bir hayatın bana haram olduğunu düşünüyordum: Ben yalnız, ben aşksız, ben şanssızdım. (Bitik Adam)

-> İnsanlar; yaşamı ölüm için yitiriyoruz, gerçek olanı, imgelemsel olan için tüketiyoruz, günlere, salt bizi onlara benzer başka günlere taşımaktan başka bir değeri olmayan günlere götürdükleri için değer veriyoruz.. İnsanlar; yaşamınızın tümü, sizin kendi kendinizi lanetlemek için tasarladığınız korkunç bir oyundur; sizin bu kaçan aynaya doğru koşuşunuza yalnızca şeytanlar güler!”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir