Ernest Renan Sözleri
Ernest Renan (1823-1892), Fransız tarihçi, filozof, filolog ve yazar olarak 19. yüzyılın önemli düşünürlerinden biridir. Katolik bir eğitim almasına rağmen, dini dogmaları eleştirel bir gözle incelemiş ve özellikle dinin tarihsel boyutuna odaklanmıştır. En çok bilinen eseri “İsa’nın Hayatı”dır; bu kitapta İsa’yı mucizelerden arındırarak tarihsel bir figür olarak ele almış, İncil’de anlatılanları bilimsel yöntemlerle sorgulamıştır. Bu yaklaşımı, dönemin dini otoriteleri tarafından tepkiyle karşılanmış, ancak modern tarihçilik ve din eleştirisi açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur.

Renan, aynı zamanda ulus ve milliyetçilik konularında da etkili fikirler ortaya koymuştur. Ona göre ulus, ortak bir ırk veya dil değil, ortak bir geçmişe ve ortak ideallere sahip olan manevi bir birliktir. Bu düşüncesi, modern milliyetçilik teorilerinin temel taşlarından biri sayılır. Eğitim ve akademik hayatında da başarılı olan Renan, Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’nde uzun yıllar öğretim üyeliği yapmış ve Fransa Bilimler Akademisi’ne kabul edilmiştir.
Din ile akıl arasında bir denge kurmaya çalışan Renan, pozitivist düşünceden etkilenerek, dinin sosyal ve kültürel boyutlarını analiz etmiş, metafizik açıklamalardan çok tarihsel gerçeklere önem vermiştir. Bu yönüyle hem tarih hem de din felsefesi alanlarında derin izler bırakmıştır. 19. yüzyılın entelektüel ortamında, özellikle din, ulus ve kimlik konularında etkili olan Ernest Renan, düşünceleriyle modern çağın fikir dünyasına önemli katkılar sağlamıştır.
Ernest Renan En Güzel Sözleri
-> “Demek ki dil asla, insan zekâsının icat ettiği şeyler gibi tarihte belirli bir anda tezahür etmiş değildir; dil konuşulduğu anda doğar, özü, ebediyen doğup durmaktır.” (Dilin Kökeni Üzerine)
-> Tarihinin yanlış yazılması bir millet olmanın parçasıdır.
-> Dönemimiz; İsa’yı inkar edenlerin İsa’nın gerçek halefleri olduğu bir dönemdir. (İsa’nın Hayatı)
-> Ulus, hatırladıklarımız kadar unuttuklarımızla oluşur.
-> Yönetimlerin en büyük şanı kendi haline bırakmalarındadır. (Ulus Nedir?)
-> Hiç kimse tarihi değiştirmeden yazamaz.
-> Bilgeler aristokrasisi yeni doğan insanların kanunu olmuş; uygarlığın mayası, önce tanrısal yazgı tarafından belirlenen az sayıda kişiyi mayalayabilmiştir. (Dilin Kökeni Üzerine)
-> Diller ne kadar eskiyse dişi ve eril bükünler o kadar fazla belirgindir. Hiçbir şey bunu ilkel toplumların cansız olanlar da dâhil olmak üzere her varlığı dişi veya eril olarak kabul etme eğilimi kadar iyi kanıtlayamaz. (Dilin Kökeni Üzerine)
-> Bir fikir rağbet görmek için kendinden fedakarlık yapmak zorundadır, zira hayat savaşından asla tertemiz çıkılamaz… (İsa’nın Hayatı)
-> Düşünmek yerine karnından konuşmak. Kemik ise, “cevher” “bir şeyin içi” anlamına gelir. İbranice var olmak “soluk almak” Arapçada “ayağa kalkmak” Yunanca,Latince,Almancada fiziksel bir eyleme işaret eder. İkinci anlamda “soluğunu üflemek” demektir. (Dilin Kökeni Üzerine)
-> İsa’ya göre insanlar arasındaki kardeşlik duygusu inançla değil ancak merhametle oluşturulabilirdi. (İsa’nın Hayatı)
-> Bir millet; ancak geçmişi çarpıtılarak oluşturabilir. Geçmişini çarpıtmadan bir millet oluşturmak mümkün değildir.
-> ”Her dil, kendi gramerine baştan sona hapsolmuştur.” (Dilin Kökeni Üzerine)
-> Bilim dini tahtından indiremez, çünkü zaten kendisi din olmuştur. (Ulus Nedir?)
-> İnsan dili icat ettiyse neden artık icat etmiyor? Cevabı çok kolaydır. Çünkü dilde artık icat edilecek bir şey yoktur; yaratma çağı artık geçmişte kaldı. (Dilin Kökeni Üzerine)
-> İsa, yoksulları sevdi, kibar hayatı süren zenginlerden nefret etti. (İsa’nın Hayatı)
-> Ahlak da sanatta olduğu gibi hiç konuşulmaz, yaşanır.
-> İnsan kendi kendinin Prometheusudur. (Ulus Nedir?)
-> Hayattan yakınanlar ondan olmayacak şeyler isteyenlerdir.
-> “İhtiyaç her melekenin ilk egzersizlerin vesilesidir. İnsan ve doğa eşya/şeyler planında bir boşluk olduğunda yaratmaya geçer; ve içten gelen bir mecburiyet, insanı ve doğayı yaratmaya zorlanmadığı anda, yaratma kesintiye uğrar.” (Dilin Kökeni Üzerine)
-> Bir milyon yıl süren bir uyku bir saatlik uykudan uzun değildir. (İsa’nın Hayatı)
-> Sanatta olduğu gibi ahlakta da söylemek hiçbir şey değildir, bütün iş yapmaktır. (İsa’nın Hayatı)
-> Dil birleşmeye davet eder, fakat zorlamaz. Amerika Birleşik Devletleri ile İngiltere, İspanyol Amerikası ile İspanya, aynı dili konuşurlar, fakat tek bir millet teşkil etmezler. (Nutuklar ve Konferanslar)
-> Tanrım, eğer varsan ruhumu superguzelsozler.com kurtar benim, tabii bir ruhum varsa.
-> İnsanları inandıkları şeylerden vazgeçirmek bir şeye inandırmaktan daha zordur.
-> İnsan, katlandığı fedakarlıklar, çektiği ıstıraplar nispetinde sever. (Nutuklar ve Konferanslar)
-> Gerçekte, bir Müslümanı ayırdeden vasıf, bilim düşmanlığıdır, araştırmanın faydasız ve havai bir iş, hemen hemen dine aykırı bir meşgale olduğu yolundaki kanaatidir. (Nutuklar ve Konferanslar)