Emrah Serbes Sözleri
Emrah Serbes, 1981 yılında Yalova’da doğan Türk yazar ve senaristtir. Ankara Üniversitesi’nde tiyatro eğitimi almıştır. Her Temas İz Bırakır ve Son Hafriyat adlı romanlarıyla tanınmış, bu eserlerden uyarlanan Behzat Ç. dizisiyle geniş kitlelere ulaşmıştır.

Polisiye türünün yanı sıra toplumsal sorunları işleyen eserler de yazmıştır. Sert, melankolik ve toplumsal eleştiriler içeren diliyle çağdaş Türk edebiyatında önemli bir yere sahiptir.
Emrah Serbes En Güzel Sözleri
-> Aşka dair ne varsa, sende yandı.
-> En derin yaralar, sessiz açılır.
-> İçimizdeki çocuk, büyümek istemez.
-> Uykusuzluk, pişmanlığın kardeşidir.
-> Bu ülkede ölmek sıradan bir şakadır.
-> Gözlerinle değil, kalbinle bak bana.
-> Yaralar geçer ama izleri hep anlatır.
-> Hayal kırıklığı, güvenin cenazesidir.
-> En çok da unutmadıklarım yoruyor beni.
-> Kimi vedalar, sonsuza dek yarım kalır.
-> Büyük acılar küçük sessizliklere sığar.
-> Gidenin sustuğu yerde, kalan çığlık olur.
-> İnsan sevdiğini özler, sevmediğini unutur.
-> Bir insanı en çok, en çok güvendiği kırar.
-> Sevmek, bazen ölmek gibidir; dönüşü olmaz.
-> Bir şehir, bir insan yüzünden soğuyabilir.
-> Yarına umutla bakanların dünü karanlıktır.
-> Geceyi sevenin kalbi karanlığa alışmıştır.
-> Koşan atların nalını çalmışlar haberimiz yok
-> Yalnızlık, kalabalıkların içindeki boşluktur.
-> Bir şiirin içine gizlenir bazen en büyük acı.
-> Bir gülüşe sığan hayatlar, bir bakışla yıkılır.
-> Kırıldığın yerden büyürsün ama o yer hep sızlar.
-> Hayat bazen bir küfür gibi oturur insanın yüzüne.
-> Bazen susmak, anlatmaktan daha çok acıtır insanı.
-> Her şey birden kötü gitmez, hayatın bir dengesi var.
-> Karambol adildir çünkü top herkesin önüne düşebilir.
-> Bazı insanlar acıtır, bazıları da acıyla iyileştirir.
-> Her yara izini sever insan; çünkü hepsi bir hikâyedir.
-> Bazı yollar dönüşsüzdür; geri dönsen de eski sen olamazsın.
-> Bazı ayrılıklar geri dönmek içindir, bazıları hiç dönmemek.
-> Çürümeyi kimsenin taktığı yok aslında, çürümekten zevk alıyoruz.
-> Bazen öyle olur, büyük sarhoş neşelerinin ardından birden çöküş gelir.
-> O beni hatırlamıyordu tabii, olsun, hatırlanmıyorum diye unutacak değilim.
-> -Hocam sınav nereden nereye kadar? -1915’ten Hrant’ın vurulduğu yere kadar.
-> Bazı anlar vardır, geçen zamanın bir daha geri gelmeyeceğini kuvvetle hissettirir insana.
-> Gerçek hayat tecrübesi uykusuz kalınan gecelerde elde edilir ve gündüzleri de bir halta yaramaz.”
-> Polisler grubu çembere alıp ellerindeki biber gazlarını sıkmaya başlayınca herkesin gözleri doldu.
-> Bu geceyi de atlatırız bir şekilde. Bu geceyi atlatalım yeter Galip. Günler bizi yıkamaz. / Emrah Serbes
-> Çukurun dibinde olduğunu bilirsin çoğu zaman ama keyfin yerindedir. Çünkü seni ilgilendiren küçük zaferler ve düş gücüdür.
-> Cömertliğin üç belirtisi vardır: sözünün eri olmak, gereksiz yere övünmemek ve sorgusuz sualsiz bağışlamaktır. / Emrah Serbes
-> Hayatta çoğu zaman asıl ihtiyacımız olan şey de budur işte, sağlam kalan parçalarımızı toplayıp kör bir kararlılıkla yolumuza devam etmek.
-> Fakat bizim için hiçbir yere gitmiyordu yollar. Adım atsak karanlıktı. Adım atsak boşluktu. Bizim için kartondandı sanki dünya, adım atsak elimizde buruşup kalacaktı.
-> İçinde tekel biraları olan siyah poşeti Behzat Ç’ye uzatıp, Al, dedi. Seversin. Siyah poşet kanser yapıyormuş ama sana bir bok yapamaz. Sen siyah poşeti kanser yaparsın.
-> Bir hayal gerçekleşmesi gereken zamanda gerçekleşmelidir, işte tam o günlerde alınmalıydı bana akülü araba, artık çok geç, her şey için çok geç, uçup gitti elimizden o balon.
-> Şu üstünde tepinip durduğumuz dünyada bir avuç anlayışlı insan kaldı.Her şeye çocukça inanmaya hazır bir avuç dürüst insan.O insanları da kandırmanın, kendimize benzetmenin yollarını arıyoruz…
-> Tek başıma da kalsam, dünyanın bütün hükumetlerine karşı ayaklananlar ve onlara destek verenler bana karşı da olsa, bütün dünya yedi milyar küsur insan tek tek bana karşı da olsa bir tek kız kardeşim hak versin bana.
-> Tek başıma da kalsam, dünyanın bütün hükumetlerine karşı ayaklananlar ve onlara destek verenler bana karşı da olsa, bütün dünya yedi milyar superguzelsozler.com küsur insan tek tek bana karşı da olsa bir tek kız kardeşim hak versin bana.
-> Ne uyuşturucu ne de alkol toplumun temel sorunlarını yaratıyor. Eğer başımızdaki belaların kaynağını araştıracaksak, insanları uyuşturucu testine değil, aptallık, cehalet, hırs ve iktidar aşkı testine tabi tutmalıyız.
-> Büyüdükçe arzularım küçüldü,şaşkınlıklarım küçüldü, beklentilerim küçüldü. Büyüdükçe öyle bir küçüldüm ki içimde taşacak bir şey kalmadı. Büyümenin bir bedeli varsa işte bu, yarım metre uzadım, yirmi kilo aldım ve dünyadan vazgeçtim.
-> Onu aradım ve seni seviyorum dedim. Çarklar durdu, yargılama bitti. Hayatımda ilk kez çekip gitmek istemiyorum. Şimdi bile utanıyorum söylediklerimden. Herkesin kalbinin çizildiği bir yer var. Orada görünmez bir duvara çarpıyorsun. Daha öteye gidemiyorsun.
-> Gerçek hayatta kimse Behzat ç. Gibi bir polisle karşılaşmak istemez. Alkollü, gelip senle lanlı lunlu konuşuyor. Ama tv’de görünce, bir de kötülere karşı bir mücadele ediyorsa seviyorsun. Galiba biraz da şöyle bir tarafı var işin. Eskiden hulusi kentmen’i.
-> Okulun ilk günü silgi istemiştim ondan. Silgisini ısırıp ikiye bölmüş, yarısını bana vermişti. Ben de ona âşık olmaya karar vermiştim. Sıramı değiştirip onun arkasındaki sıraya geçmiştim. Din dersi dışındaki derslerde çaktırmadan saçıyla oynuyordum. O da bir şey demiyordu.
-> Bütün söylenecekler söylendi bütün susulacaklar susuldu. Bütün bunlardan geriye bir şeyin külü kaldı ama neyin külü derseniz Allah belamı versin ki bilmiyorum. Ben iyi bir başlangıçtım sadece. Bazı insanlar sadece iyi bir başlangıç yapmasını bilirler, sıkılırlar, sürdüremezler.
-> Biz napıyoz la bu hayatta? Birileri demiş sınırları çizmiş burda yaşıyacan demiş. Birileri demiş ki bu maaşı alıcan demiş bu okula gidicen demiş bunlara karşı çıkmıcan demiş. Bunların hepsi ben söylemeden önce ben yapmadan önce birileri tarafından söylenmiş. Ben istemedim ki bunların hiçbirini..
-> Birleşince kısa devre yapan parmak uçlarımız öldü önce. Sonra yeşil öldü benim için sonra kahverengi. Sonra ilk öpüştüğümüz yeri kalbinden bıçakladılar. On iki yıl geçti susmak ne kısaymış. Sen böyle ne güzel sonsuza kadar susalım diyorsun. Sonsuzluk bir gün herkesle konuşur sevgilim bunu da biliyorsun.
-> Bazen sinirden mi gözlerim doluyor, sevgiden mi, özlemden mi, yoksa nostalji ihtiyacından mı bilemiyorum, herhalde alışkanlıktandır deyip uyuyorum. Beni bu çıkmazdan Yasemin kurtarabilirdi, o da düşünmek için biraz süre istedi. Yedi sene önce. Bazen amma uzun düşündü diye düşünüyorum, daha çok günbatımlarında.
-> Üzülme baba, dedim, alt tarafı bir ev, alt tarafı beton parçası ya. Çalışır ederiz, yine alırız. Ben de çalışırım bundan sonra, söz, alırız bir ev daha. Ona üzülmüyorum ki ben, dedi babam. Her ay evin taksitini ödedik de ne oldu. Bak, uçup gitti elimizden balon gibi. Keşke seni ağlatmasaydık çocukken. Keşke sana o akülü arabayı alsaydık.
-> Dünyayla irtibatları yoktu galiba, belki de körlerdi. Dikkatle inceledim üçünü de. Belki de ölüydüler, bir tür zombilik hali hâkimdi onlara. Yani o an Michael Jackson bizzat gelse ve kendi taklidini yapsa, onu bile aynı kayıtsızlıkla izleyeceklerdi. Yani o an Hazreti Musa gelip sahneyi ortadan ikiye yarsa ve kavmiyle yürüyüp gitse, ‘Çok güzel, sıradaki break dans grubunu seyredelim şimdi,’ diyeceklerdi.
-> Genellikle kötücül insanlar başkalarının yaptığı kötülüğün hemen farkına varırlar. Ellerine fırsat geçmediği için kötülük yapamadıklarından, başkalarının yaptığı kötülükleri en ağır şekilde yargılayanlar da onlar olur. Böyle tiplere karşı da kimseyi kötülemem. Yoksa dayım babamın oğlu değil. Erol sorsun, kötülerim, içi dışı birdir Erol’un, sade yaşar, basit düşünür, dedikodu yapmaz. Ama prensip olarak kötü bir adama başka kötü bir adamı kötülemem.
-> Başlarda iyi gidiyordu, belediyenin hizmetlerini falan paylaşıyordu, tabii sonra bütün yeni kullanıcılar gibi cıvıttı, içip içip timeline’a çökmeler, unfollow’ları yedikçe bunalıma girmeler, karşısına çıkan ne kadar ünlü varsa laf sokma gayretleri, bilindik şeyler işte, hepsine başladı. O zaman da aldım karşıma konuştum. Bak dedim. Burada sarf ettiğin her söz, seni siyaseten de bağlar dedim. Sen belediye başkanısın, Twitter’dan hatuna yürüyeceksen mention’la yapma bari bunu, D.M.’den yürü dedim. Bayağı bir sosyal medya danışmanlığı yaptım, maaş yok, sigorta yok, acıdığım için.
-> Acılarımız da birbirine benziyor artık. Birbirine benzeyen parmaklar gibi ama. Her birinin eşsiz bir izi var. Bazen gözyaşlarım doluyor karanlıkta. Ama fısır fısır konuşmaya başlıyor yine kulağımın dibinde, hiç susmuyor, ağlamama asla müsaade etmiyor. Her şey affedildi diyor. Hiç ayrılmayacağız diyor. Keşke kadın olsaydın diyorum öyle konuştuğunu duyunca. Bu kış çok kar yağar belki beraber kayboluruz diyor o da bana. Söylediği her şeye inanıyorum o zaman. Gözlerimi kapatıyorum, her yer bembeyaz oluyor. Yine el ele tutuşuyoruz iki çocuk gibi. Sessizce söz veriyoruz birbirimize. Sessizce verilen sözlere kim inanmaz?