Edward Said Sözleri

Edward Wadie Said, 1 Kasım 1935’te Kudüs’te doğmuş ve 25 Eylül 2003’te New York’ta hayatını kaybetmiş olan Filistin asıllı Amerikalı düşünür, akademisyen, edebiyat eleştirmeni ve siyasi aktivisttir. Modern kültürel eleştiri ve postkolonyal teori alanlarının en etkili figürlerinden biri kabul edilir.

Edward Said Sözleri Özlü

Hristiyan bir Arap ailenin çocuğu olarak Kudüs’te doğdu. Çocukluğu Kahire ve Lübnan’da geçti. İsrail’in kuruluşuyla Filistin’den ayrılmak zorunda kalan ailesiyle birlikte sürgün hayatı başladı.

ABD’ye göç ettikten sonra Princeton Üniversitesi’nde lisans, Harvard Üniversitesi’nde doktora yaptı. Edebiyat ve kültürel çalışmalar alanında eğitim aldı.

1963 yılında Columbia Üniversitesi’nde ders vermeye başladı ve hayatı boyunca burada kaldı. “Karşılaştırmalı Edebiyat” profesörü olarak ün kazandı. Aynı zamanda Yale, Harvard, Stanford gibi üniversitelerde de konuk hocalık yaptı.

Edward Said Sözleri Özlü

-> Anlatmak, direnmektir.

-> Yazmak, unutulmaya karşı bir dirençtir.

-> Her anlatı, bir başka anlatıyı susturur.

-> Gerçek özgürlük, anlatma hakkını da kapsar.

-> Kültür emperyalizmi, silahsız bir işgaldir.

-> Düşünmek, egemen söylemlere karşı yürümektir.

-> Yersiz olmak, her yerde yabancı hissetmektir.

-> Sessizlik, çoğu zaman en şiddetli reddiyedir.

-> Oryantalizm, Doğu’yu bir nesneye indirgemektir.

-> Baskı, sadece fiziki değil, zihinsel de olabilir.

-> Sürgün, dünyayı eleştirmenin en keskin biçimidir.

-> Kültürler, birbirine duvar değil, köprü olmalıdır.

-> Anlatı, yalnızca yazı değil, bir direniş biçimidir.

-> Sömürgecilik, anlatılan her hikâyede yeniden doğar.

-> Ezilenin hikâyesi, çoğu zaman anlatılmadan gömülür.

-> Kültür, iktidarın hem aracıdır hem de eleştirisidir.

-> Oryantalizm, bilgi kılığına bürünmüş bir tahakkümdür.

-> Filistin, bir coğrafya değil, bir vicdan meselesidir.

-> Mekânlar değişse de insanın içindeki yurtsuzluk kalır.

-> Gerçek entelektüel, iktidarla arasına mesafe koyandır.

-> Doğulu olmak, genellikle yanlış anlaşılan bir kaderdir.

-> Yabancı olmak, çoğu zaman kendi evinde bile hissedilir.

-> İmparatorluklar yıkılır ama kurdukları söylemler kalır.

-> Bir halkın dili çalındığında, belleği de çalınmış olur.

-> İktidarın en sofistike hali, anlatıyı kontrol etmesidir.

-> Hakikat, ancak susturulan sesler duyuldukça görünür olur.

-> Sınırlar sadece haritalarda değil, zihinlerde de çizilir.

-> Kelimeler, tanklardan daha uzun vadeli işgal araçlarıdır.

-> Sömürgecilik, sadece topraklara değil, anlatılara da hükmetti.

-> Entelektüel, sadece konuşan değil, gerektiğinde susan kişidir.

-> Hakikat, resmi tarihlerin değil, kişisel hafızaların içindedir.

-> Sürgün, insanın sadece toprağını değil, sesini de yitirmesidir.

-> Sömürge sonrası toplumlar, dilin içinde bile esaret altındadır.

-> Batı’nın gözünde Doğu, sürekli olarak geri kalmışlığa mahkûmdur.

-> Tarih yazanların değil, tarih yaşayanların hikâyeleri önemlidir.

-> Sürgün, geçmişle şimdiki zaman arasında bölünmüş bir varoluştur.

-> Doğu, Batı’nın hayal gücünde yaratılmış bir aynadır.– Oryantalizm

-> Sürgün, aidiyetin sürekli ertelenmesidir.– Dünyada Yerinden Olmak

-> Her coğrafyanın bir sesi vardır; fakat bazıları duyulmaz kılınır.

-> Sömürge sonrası dünya, hâlâ sömürge öncesi kelimelerle anlatılıyor.

-> Doğu’yu anlamak için önce Doğu’nun susan sesine kulak vermek gerekir.

-> Kimliğimiz, başkalarının bize dair yazdıklarıyla şekillendirilmemelidir.

-> Tarihi değiştiremeyiz belki, ama onu anlatma biçimimizi değiştirebiliriz.

-> Bilgi, masum değildir; her bilgi üretimi bir güç ilişkisidir.– Oryantalizm

-> Oryantalist düşünce, Doğu’yu ehlileştirilmesi gereken bir çocuk gibi görür.

-> Doğu, Batı’nın kurguladığı bir hayalettir; var olan değil, tasvir edilendir.

-> Eleştirel düşünce, mevcut düzene rahatsızlık vermekten çekinmez.– Entelektüel

-> Kimliğimiz, düşmanlarımızın bizim hakkımızda söylediklerinden daha fazlasıdır.

-> İnsan, ait olmadığı bir yerin tarihini anlatmaya kalkışınca hakikati çarpıtır.

-> Dünya öylesine yozlaşmış ki eninde sonunda herkes para denen puta teslim oluyor.

-> Bir halkı anlamak için önce onun hikâyesini dinlemek gerekir.– Filistin’in Sorunu

-> Kendine ait bir hikâyesi olmayan halklar, başkalarının hikâyelerinde figüran olur.

-> Kültür, sadece zevk değil; aynı zamanda baskının örtüsüdür.– Kültür ve Emperyalizm

-> Emperyalizm sadece toprak değil, hayal gücünü de işgal eder.– Kültür ve Emperyalizm

-> Müzik de tıpkı siyaset gibi, sınırları aşabilen bir dildir.– Barenboim ile Söyleşiler

-> Kimliğimiz sabit değil, tarihsel karşılaşmalarla biçimlenir.– Kimlik, Toprak ve Sürgün

-> Doğu’yu açıklamaya çalışan her Batılı metin, aslında Batı’nın kendisini açıklamasıdır.

-> Ezilenin sesi olmak, onu temsil etmekten daha çok, onunla birlikte susmamayı gerektirir.

-> Filistinli olmak, hem bir halkı temsil etmek hem de görülmeyen bir mücadeleyi taşımaktır.

-> Entelektüellerin ne yüksek mevkilerde eş dostları, ne de resmi makamlarda itibarları olur.

-> Sömürgeci anlatı, Doğu’yu susturur; onu konuşan değil, hakkında konuşulan yapar.– Oryantalizm

-> Oryantalizm, Doğu’ya dair düşünmenin, yazmanın ve hükmetmenin Batılı bir biçimidir.– Oryantalizm

-> Hiçbir dava, hiçbir Tanrı, hiçbir soyut fikir masumların kitlesel katledilmesini haklı gösteremez.

-> En büyük mücadele, bir halkın hikâyesini kendi kelimeleriyle anlatma hakkıdır.– Filistin’in Sorunu

-> Modern entelektüelin görevi, konforlu sessizliğin değil, rahatsız edici hakikatin tarafında olmaktır.

-> Gerçek entelektüel, kendi toplumuna ayna tutmaktan çekinmeyendir.– Entelektüel: Sürgün, Marjinal, Yabancı

-> Tüm kültürler birbirinin içine karışmıştır; hiçbiri ferdî ve katıksız değildir… (Kültür ve Emperyalizm)

-> İnsan yalnız kalır, doğru; ama her zaman sürüye uyup mevcut duruma hoşgörü göstermekten iyidir yalnızlık.

-> Yerinden edilmek, insanın kendi tarihini başkalarının kaleminden okumasına neden olur.– Dünyada Yerinden Olmak

-> Sömürgeci, sömürdüğü topraklara uygarlık götürdüğünü iddia ederken, aslında kendi cehaletini ihraç eder.– Kültür ve Emperyalizm

-> sevgilin geçmişini sormuyorsa;merak etmediğinden değil,sıranın kendi geçmişine geleceğinden korkmasındandır (Başlangıçlar – Niyet ve Yöntem)

-> Yersiz yurtsuz dolanıp durmak, bir eve sahip olmamak, bundan böyle superguzelsozler.com hiçbir yerde kendini pek de evinde hissetmeyecek olmak, bu benim özgürlüğüm.

-> Başlangıç yalnızca bir eylem türü değil, aynı zamanda bir ruh hali, bir çalışma şekli, bir tavır, bir bilinçtir. (Başlangıçlar – Niyet ve Yöntem)

-> Aslında görülüyor ki bugünün islami gruplaşmalarının çoğu Amerika Birleşik devletleri’nin yörüngesinde odaklanıyor…. Açıkça destekleniyor… (Haberlerin Ağında İslam)

-> Gördüğüm şeylere karşı,elimden bir şey gelmediği için kendimden nefret ettim, duyulmayan sesimden,delirmeyen aklımdan nefret ettim.’ (Joseph Conrad ve Otobiyografide Kurmaca)

-> Zekama, müzik yeteneğime, ya da yüzüme ilişkin tek iltifatı bile öyle cesaret veriyordu ki bana bir anlığına olsa gerçekten iyi, sağlam bir yere ait olduğum duygusuna kapılıyordum.

-> Mevcut Amerikan toplumunun mantıksal oyununda yerli Amerikan Kızılderileri için nasıl çok az yer varsa, İsrail’de de Filistinliler için aynı durum söz konusudur: Onlar oraya âit değil. (İktidar, Siyaset ve Kültür)

-> Entellektüelin tek dayanağı ödünsüz düşünce ve ifade özgürlüğüdür: Bu özgürlüğü savunma hattını gevşetmek veya dayandığı temellerden herhangi birinin kurcalanmasına göz yummak entellektüelin işine ihanet etmesi demektir.

-> Said bu akşam bizlere şunu anlattı: Freud’un kendi Yahudiliğiyle olan kısmi, parçalı, sıkıntılı ve kimi zaman kendi kendini yadsıyan ilişkisi, modern dünyada kimlik için bir model sağlayabilir. (Freud ve Avrupalı Olmayan)

-> Gerçek entelektüeller en çok, metafizik tutkunun, çıkar gözetmeyen adalet ve hakikat ilkelerinin etkisiyle yozlaşmayı mahkum ettikleri, zayıfları savundukları, kusurlu ya da baskıcı otoriteye meydan okudukları zaman kendileri olurlar.

-> İslamiyet’in genel portresi üzerinde çarpıtmalar ve saptırmalar kanıtlıyor ki; bu insanlar İslamiyeti gerçekten anlamak arzusu içinde değiller. İslamiyet gerçeği hakkında ne görülebilecekleri görmek ne de duyabilecekleri duymak istiyorlar. (Haberlerin Ağında İslam)

-> Chinua Achebe: Batılı yazarların eserleri, eşyanın tabiatı icabı otomatik olarak evrensellikten etkileniyordur! Evrenselliğe ulaşmak için çaba göstermesi gerekenler ise, yalnızca ötekilerdir. Sanki evrensellik, Avrupa yahut Amerika yönünde… (Kültür ve Emperyalizm)

-> Sözcüğün bilinen anlamıyla bir yere yerleşmek artık imkansızdır. İçinde büyüdüğümüz meskenler tahammül edilemez bir hale gelmiştir. Bunlardaki her bir konforun bedeli bilgiye ihanet etmek, her barınak izinin bedeli aile çıkarlarıyla küf kokulu anlaşmalara girmektir.

-> Hiçbir içtimâî sistem, hiçbir tarihî vizyon, hiçbir teorik bütüncülleştirme ne denli güçlü olursa olsun, kendi alanı içinde var olan bütün alternatifleri veya uygulamaları kapsama gücüne sahip olamaz! Onların aşılması ihtimali daima baki kalır… (Müzik Üzerine Görüşler)

-> Kendimi bütünlüğü olan, tek bir kişi olarak düşünmüyorum. Ben birçok farklı şeyim. Onlar arasında bir denge tutturma kaygım da yok. Kendimi bütün farklılıkları silmeye çalışan biri olarak görmüyorum. Benim gayretim, farklılıklarımla birlikte yaşamak doğrultusunda. (Kültür ve Direniş)

-> Sigara kutuları, posta kartları… bir sürü yönlendirici düzenek, emperyal gücü yüceltip, İngiltere’nin stratejik, ahlâkî ve iktisadî iyiliği için imparatorluğun ne denli gerekli olduğunu vurgulamış, aynı zamanda da koyu renkli yahut aşağı ırklara, ıslah olmaz ve yok edilmeyi, sert bir biçimde yönetilmeyi, sonsuza değin boyunduruk altında tutulmayı gerektiren nitelikler yüklemiştir… (Kültür ve Emperyalizm)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir