Ferhan Şensoy Sözleri
Ferhan Şensoy, 26 Şubat 1951’de Samsun’da doğmuş, Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden biridir. Fransa ve Kanada’da tiyatro eğitimi almış, yurt dışında ödüller kazanmıştır. 1980’de “Ortaoyuncular” tiyatrosunu kurmuş, “Ferhangi Şeyler” adlı tek kişilik oyunuyla büyük ün kazanmıştır. Kara mizah ve toplumsal eleştiriyi ustalıkla birleştiren bir üslubu vardır.

1989’da Münir Özkul’dan tiyatronun simgesi olan “kavuk”u devralmış, 2016’da Rasim Öztekin’e devretmiştir. Tiyatro dışında roman, anı ve deneme türlerinde de eserler vermiştir. 31 Ağustos 2021’de hayatını kaybetmiş, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilmiştir. Türk tiyatrosuna kalıcı katkılar bırakmıştır.
Ferhan Şensoy En Güzel Sözleri
-> Amerikalılık diye bir şey var. Bunun ulusla, dinle, ırkla ilgisi yok. Dolarla ilgililer. Ortak dil, yeşil dolar.
-> Hükümetin halktan gizli yaptığı her şey kaçakçılıktır zaten.
-> İnsan bir güzelliğin farkına varamıyorsa, o güzelliği hak etmiyor demektir.
-> Bir milleti istediği biçimde yoğurabilecek güçlü bir silah oluverdi televizyon. Nasıl bir millet yapmak istiyorsanız, ona göre bir televizyon programı düzenleyin, olsun bitsin. Ya da bizde olduğu gibi, hiç bir programsız çok televizyonlu, çok kanallı bir karmaşa dizayn edin, buyurun size işte böyle bir millet. Bu millet nasıl bu hale geldi acaba, diye ince uzun düşünmeye gerek yok. Böyle ekrana böyle erkan.
-> Yasak kavramının insanı dürtüklediği kesin. “Çimlere Basmayınız” yazısı on kişiden dokuzunda çimlere basma arzusu uyandırır. Bu arzunun uyanmadığı onuncu kişi, okuma yazma bilmemektedir.
-> Çok faşist bir yağmur yağıyor, sanırım bir kocaman şemşiyenin altında toplanmanın zamanı. Solcular kan davalı olamaz, kankardeşidirler.
-> Türk parasını dolara çevirir gibi, yeşil örtüyü beton örtüye çevirme telaşımızın sonu nereye varacak acaba?
-> Aptalların en akıllı tarafı, onlar hiç vakit kaybetmez, başkalarının vakit kaybetmesini sağlar ve bu konuda harıl harıl çalışırlar.
-> Bir toplum ne kadar ilerlemişse o kadar sanatsal ve estetik kaygısı olur.
-> Cinayet dediğiniz, ille kanlı bıçaklı olmaz, aşk da bir cinayettir.
-> İlk aşkı hiç yaşamamak lazım. Yaralayıcı, yıpratıcı ve süründüratif ve iz bırakıcı olur ilk aşklar. Doğrudan ikinci aşkla girişmek lazım konuya.
-> Genelde toplumumuz boş konuşuyor ve konuşmayı çok seviyor. Kimse kimseyi dinlemiyor. Dinlememe konusunda çok gelişmiş bir milletiz.
-> Denememeler, derken düşündüğümüz, dene büyüklüğündeki memeler değil elbette…
-> Baharla birlikte geldin özledim seni.
-> Hiçbir okul, mesleğinin erbabını mezun etmez; o mesleği seçmeye niyetli adaylar yetiştirir.
-> Her gün mektuplaşıyorduk. Hiç yazmaya vakit yoksa boş koyardık kağıdı zarfa bu seni seviyorum demekti.
-> Küba’da kötü giden şeyler tabii ki var. Ama bunun en büyük sebebi Amerikan ambargosu… Yarın Fidel Castro ölse, Küba’da düzen değişmeyecek. Küba halkı, Amerika’nın burnunun dibinde bağımsız olmaktan ve IMF’ye bir kuruş borçlarının olmamasından gurur duyuyor.
-> E, bu Amerikalıların işi bu; nerede beleş, orada emperyalistleş!
-> Hiç yazmaya vakit yoksa boş koyardık kağıdı zarfa bu seni seviyorum demekti…
-> Bir gün öyle bir üfleyeceğim ki bu sigaranın superguzelsozler.com dumanını pencereden, yerle bir olacak rutubetli duvar; bizim evden deniz görünecek.
-> Hiç kitap okumayan ne kadar çok odunsal arkadaş var.
-> Her gün mektuplaşıyorduk.
-> Canım sıkılınca bir sigara yakıyorum. İçince öksürüyorum, öksürünce tükürüyorum, tükürünce damağım kuruyor, hemen şarap içiyorum; fakat bütün bunların bende bir alışkanlık yapmasından korkuyorum. Bu düşünce bende efkar yapıyor, hemen bir sigara yakıyorum, her efkarlandığımda sigara yakmanın bende alışkanlık olmasından korkuyorum. Ben canım sıkıldıkça sigara içiyorum ve yıllardır çok acayip sıkılıyor canım.
-> Kadın dediğin böyle olmalıydı. Bir Yunan heykeli denli güzeldi kadının boynu.
-> Aşk dediğim, ille kadın, kız hikayesi değil. Tiyatro, felsefe, şiir, hepsi ayrı ayrı aşklar işte…
-> Sıcak daha Kafkaca düşündürüyor insanı.
-> Çoğunluk dünyayı kötü fikir ve eylemleriyle, hem plastik, hem nükleer, hem siyasal kirletirken; bir küçük azınlık, yalnız romanlarda görülebilecek muhteşem bir umutla ortalığı temizlemeye çalışmaktalar.
-> Düşünmek bir tuzaktır, akıl dürter huzuru. Mutlu yaşamak için, aptal olmak gerekli.
-> Kartvizitiniz var mı? Hayır, yok! Hayatta hiç kartvizitim olmadı. Bunu hıyarca buluyorum.
-> Hem karısından hem işinden olmuşluğun bilincine varan her onurlu Türk erkeği gibi, Bekir son üç yüz elli yedi lirasıyla içmeye karar verdi.
-> Biz demokrasi için kavga vermiş bir millet değiliz. Atatürk’ün zoruyla, çünkü o zorlamasa kimsenin aklına böyle bir Kurtuluş Savaşı da gelmiyor, bir bağımsızlık kavgası yaşamışız. Kurtuluş Savaşı sonrasında Atatürk, istese çok yakışıklı bir padişah olabilecekken; bize dev bir kıyak yapıp demokrasiyi armağan etmiştir. Armağan, hele ne olduğunu bilmediğimiz bir şeyse bizim için bir değer oluşturmaz.
-> Savaşlar, kimseye para kazandırmadığı zaman son bulacak.
-> Rıza ancak aksini tercih ettiğinizde ezilmeyeceğiniz, aç kalmayacağınız, dışlanmayacağınız, dövülmeyeceğiniz şartlar sağlandığında rızadır.
-> Cinayet dediğin illa da kanlı bıçaklı olmak zorunda değildir aşk da bir cinayettir.