Friedrich Engels Sözleri
Friedrich Engels, 1820 yılında Almanya’da doğmuş, 1895’te Londra’da ölmüş olan Alman filozof, yazar ve devrimci bir düşünürdür. Karl Marx ile birlikte modern sosyalizmin ve komünizmin kurucularındandır. Genç yaşta sanayi toplumunun eşitsizliklerini gözlemlemiş, bu deneyimlerini “İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu” adlı eserinde kaleme almıştır.

Marx ile birlikte “Komünist Manifesto”yu yazmış, Marx’ın ölümünden sonra “Kapital”in devam ciltlerini yayıma hazırlamıştır. Engels, ömrünü işçi sınıfının kurtuluş mücadelesine adamış, sosyalist düşüncenin gelişimine önemli katkılarda bulunmuştur.
Friedrich Engels En Güzel Sözleri
-> Zor, tarihin ebesidir.
-> İhtiyaç, icadın anasıdır.
-> İnsan, çalışarak kendini yaratır.
-> Devrimler tarihin lokomotifleridir.
-> Her devrim, bir özgürlük arayışıdır.
-> Önce siz ateş edin mösyö burjuvazi.
-> İnsanlar yaşadıkları gibi düşünürler.
-> Hiçbir zaman ilk kurşun bizden çıkmadı.
-> Tarih, sınıf mücadelelerinin tarihidir.
-> Felsefe; mantık ve diyalektikten oluşur.
-> Para her kapıyı açar ancak kiIitleyemez.
-> Bütün gerçek gelişme, çatışmalardan doğar.
-> Özgürlük, zorunluluğun bilincine varmaktır.
-> Toplumun dönüşümü, önce düşüncelerde başlar.
-> Kapitalizm, kendi mezar kazıcılarını yaratır.
-> Her sınıf düzeni, kendi yıkımını içinde taşır.
-> Gerçek devrim, insan bilincinin de devrimidir.
-> İktidar, ancak halkın gücüyle meşru hale gelir.
-> Emek, insanı hayvandan ayıran temel faaliyettir.
-> Fikirler, maddi koşullardan bağımsız düşünülemez.
-> İnsan doğayı değiştirirken kendini de değiştirir.
-> İnsanlık, ancak emeğin özgürleşmesiyle kurtulabilir.
-> Bir gram eylem, bir tonluk kuramdan daha değerlidir.
-> Toplumun yapısı, ekonomik temeller üzerinde yükselir.
-> İnsanın kendi icadı olan paraya köle olması yanlış…
-> Toplumsal eşitlik, ancak ekonomik eşitlikle mümkündür.
-> Her çağda egemen fikirler, egemen sınıfın fikirleridir.
-> Her toplumun tarihi, aynı zamanda savaşların tarihidir.
-> Gerçek özgürlük, tüm insanlığın özgürlüğüyle mümkündür.
-> Düşünce özgürlüğü, ancak ekonomik özgürlükle mümkündür.
-> Din, halkın afyonudur; ama aynı zamanda bir protestodur.
-> Her ideoloji, kendi maddi çıkarının aynasında şekillenir.
-> Kapitalizm, kendi çelişkileri içinde çözülmeye mahkûmdur.
-> Toplumun gelişimi, karşıt güçlerin mücadelesiyle ilerler.
-> Mülkiyetin tarihi, savaşların ve gözyaşlarının tarihidir.
-> Tarihi anlamak, bugünü değiştirmek için bir zorunluluktur.
-> Aile içinde erkek burjuvadır kadın proletarya rolünü oynar.
-> İnsanın özgürlüğü, toplumun kolektif bilinciyle şekillenir.
-> Sömürünün sona ermesi, insan ilişkilerinin özgürleşmesidir.
-> Doğaya egemen olduğumuzu sandık, oysa onun bir parçasıydık.
-> İnsanın kurtuluşu, kendi emeğini yeniden sahiplenmesindedir.
-> Doğal yasaları yok sayan toplumlar, felaketlerle karşılaşır.
-> İnsanın insanı sömürüsü sürdükçe, hiçbir toplum adil olamaz.
-> Kadının kurtuluşu, toplumun gerçek kurtuluşunun anahtarıdır.
-> Devlet, bir sınıfın diğer sınıflar üzerindeki baskı aracıdır.
-> Komünizm, proletaryanın özgürleşme koşullarının öğretisidir.
-> İnsan, doğayla uyum içinde yaşamayı öğrenmedikçe özgür olamaz.
-> Devlet yok olacak; çünkü onun varlığı, eşitsizliğin sonucudur.
-> Özel mülkiyetin ortadan kalkması, sınıfsız toplumun temelidir.
-> Sınıflı toplumda etik bile egemen sınıfın çıkarına hizmet eder.
-> Her bilimsel ilerleme, bir toplumsal dönüşüm potansiyeli taşır.
-> Aşk bile, sınıflı toplumlarda mülkiyetin bir uzantısı olabilir.
-> Eğer yenilmişsek, yapmamız gereken tek şey, baştan başlamaktır.
-> Ne akıl meşalesiydi ki bu sönen, Ne yürekti, o artık çarpmayan.
-> Bilim, halkın hizmetinde olmadıkça tam anlamıyla bilim değildir.
-> El yalnızca emeğin organı olmayıp, aynı zamanda emeğin ürünüdür.
-> Tüm insanlık tarihi, üretim araçlarının kontrolü etrafında döner.
-> Üretici güçler ile üretim ilişkileri çatıştığında tarih hızlanır.
-> Sınıfların ortadan kalkmasıyla birlikte devlet de sönümlenecektir.
-> İnsan kalmanın tek yolu, insanlık dışı bu sisteme karşı savaşmaktır!
-> Kapitalist toplumda birey yalnızdır; komünal toplumda ise insanlaşır.
-> Özgürlük, ancak ortak üretim ve ortak paylaşım temelinde yükselebilir.
-> Diyalektik felsefe karşısında hiçbir şey sonal, mutlak, kutsal değildir.
-> Felsefenin görevi, dünyayı yalnızca yorumlamak değil, onu değiştirmektir.
-> Dinin kökleri, insanlığın vahşi devrimindeki dar ve bilgisiz anlayışlardadır.
-> Kadını bir köpek gibi eğlenme amaçlı görenler ise Burjuvalardan başkası değildir.
-> Tarihi yaratan bireylerdir, ama onların eylemleri toplumun yasalarıyla biçimlenir.
-> Egemen sınıfın düşünceleri, her çağda, egemen düşünceler olarak varlığını korumuştur.
-> Modern karı-koca ailesi, açık ya da gizli, kadının evcil köleliği üzerine kurulmuştur.
-> Bazen; susarak ettiğimiz laflar, Konuşarak harcadığımız sözlerden daha çok şey anlatır.
-> Bütün yaşamını gerçeğe ve doğruluğun coşkusuna adamış bir insan varsa, bu, Diderot’dur.
-> Sadece sınıf ayrıcalıkları değil, doğrudan doğruya sınıf ayrımları ortadan kaldırılmalıydı.
-> Materyalist bir doğa anlayışı, matematik ve doğabilim ile içli-dışlı olunmasını gerektirir.
-> Köle ancak bir kez satılır, proleter ise kendisini günbegün, saat be saat satmak zorunda’dır.
-> Savaş, artık sadece soygun amacıyla yapılmaya başlandı ve sürekli bir sanayi kolu durumuna geldi.
-> İnsanlık tarihinin ortak noktası, çalışanların hep yoksul olması, çalışmayanların zenginleşmesidir.
-> Cinsel aşk, sevilen kimsenin de sevmesini gerektirir; bu bakımdan, cinsel aşkta kadın erkeğe eşittir.
-> Ne mutIu o yoksuIIara ki diğer dünya onIara veriImiştir. Er ya da geç bu dünya da onIara veriIecektir.
-> Mülkiyet edinmek, tuzlu su içmek misali, içtikçe susatan superguzelsozler.com susadıkça içirten, sonu gelmez bir kanserdir.
-> Toplumun çalışan üyeleri hiçbir şey elde edemezken, her şeyi elde edebilen üyeleri hiç çalışmamaktadır.
-> Doğa, burada hiçbir şey eskiden olduğu gibi ve eskiden olduğu yerde kalmaz; her şey hareket eder, değişir…!
-> Siyasal iktidar denen şey, bir sınıfın başka bir sınıfı ezmekte kullandığı örgütlü güçten başka bir şey değildir.
-> Yarısını yedikten sonra eIimizde bütün bir eIma kaImayacağı gibi, çeIişik tarafIardan biri oImadan diğeri de oImaz.
-> Materyalist doğa görüşü, doğanın olduğu gibi, yabancı bir şey katmadan, yalın biçimde kavranmasından başka bir şey değildir.
-> Dünyayı özel mülkiyet yönettiği sürece, Proleteryaya, aç kalmaktan, yaşamını sürdürmek için savaşmaktan başka bir yol kalmıyor.
-> Tek keIimeyIe bizi , sizin müIkiyetinizi yok etme niyetimizden doIayı kınıyorsunuz. KesinIikIe öyIe ; niyetimiz tam oIarak budur.
-> Nasıl ki gönüllü, üretken etkinlik insanoğlunun tattığı en üstün haz ise, zorunlu çalışma da en haşin ve aşağılayıcı bir cezadır.
-> Kömür ocağı, birçok dehşet verici felaketin sahnesidir ve o felaketler de doğrudan doğruya burjuvazinin bencilliğinden ileri gelir.
-> İnsanın kendi iradesine karşın, her gün, sabahtan gece vaktine kadar, belli bir şey yapmakla sınırlandırılmasından daha dehşet verici bir şey yoktur.
-> Modern devIet, biçimi ne oIursa oIsun, özü itibariyIe, kapitaIist bir makine’dir, kapitaIistIerin devIeti’dir, topIam uIusaI sermaye’nin ideaI kişiIeşmesi’dir.
-> Ev yönetimi, kamusal karakterini yitirdi. Bu iş artık toplumu ilgilendirmiyor; bir özel hizmet haline geldi; toplumsal üretime katılmaktan uzaklaştırılan kadın, bir baş-hizmetçi oldu.
-> Proletaryanın devlete gereksinmesi olduğu sürece, o, bunu, özgürlük için değil, hasımlarını alt etmek için kullanacaktır. Ve özgürlükten söz edilmesi mümkün olduğu gün, devlet, devlet olarak kalkmış olacaktır.
-> Ben vaktimi kadınlarla geçirip cinsel arzularımı tatmin edeceğime ezilen işçi sınıfını bulunduğu bataklıktan çıkarmayı yeğlerim. Üstelik kadın cinsel eğlence aracı değildir. Asla böyle aşağılık bir tabakada bulunamaz.
-> Doğa bilginleri hangi tutumu benimserlerse benimsesinler, felsefenin egemenliği altındadırlar. Sorun kötü ve moda olan bir felsefenin mi, yoksa düşünce tarihi ve onun başarıları ile yakınlık kurmuş teorik düşüncenin bir biçiminin mi egemenliği altında olmak istedikleridir.
-> İlk iş bölümü, erkekle kadın arasında, döl verme bakımından yapılan işbölümüdür..Tarihte kendini gösteren ilk sınıf çatışması, erkekle kadın arasındaki çelişmenin karı-koca evliliği içindeki gelişmesiyle; ve ilk sınıf baskısı da, dişi cinsin erkek cinsi tarafından baskı altına alınmasıyla aynı zamana rastlar.
-> Modern sosyalizm içeriği bakımından her şeyden önce bir yandan modern toplumda varlıklılar ile varlıksızlar, ücretliler ile burjuvalar arasında egemen olan sınıf karşıtlıklarının, öte yandan da üretimde egemen olan anarşinin bilincine varmanın ürünüdür. Ama teorik biçimi bakımından, başlangıçta On Sekizinci yüzyıl Fransa’sındaki büyük filozoflar tarafından konulan prensiplerin daha gelişmiş ve görünürde daha mantıklı bir uzantısı olarak ortaya çıkar. Her yeni teori gibi, kökleri ekonomik olguların derinliklerine dalsa da, kendini ilk önce elinde mevcut olan entelektüel malzemelere bağlanmak zorunda kalmıştır.