Gabriel Garcia Marquez Sözleri
Gabriel García Márquez, 20. yüzyıl dünya edebiyatının en etkileyici kalemlerinden biridir. Kolombiya’da doğan yazar, çocukluk yıllarını büyükannesi ve büyükbabasının yanında geçirirken dinlediği efsaneler, masallar ve köy hikâyeleri onun hayal gücünü beslemiş, ilerideki yazın dünyasının temelini oluşturmuştur. Gerçek ile hayalin iç içe geçtiği bir anlatı dili kurarak, sıradan olaylara olağanüstü bir derinlik katmayı başarmıştır.

Yazarlığa gazeteci olarak başlayan Márquez, zamanla kurgu metinlerinde de toplumsal yapıları, siyasal çalkantıları ve bireyin iç dünyasını ustalıkla işlemeye başlamıştır. Onun en çok ses getiren romanı Yüzyıllık Yalnızlık, yalnızca bir kasabanın ya da bir ailenin hikâyesi değil, aynı zamanda insanlık tarihinin döngüsel doğasına tutulmuş büyüleyici bir aynadır.
Yazar, dilin sınırlarını zorlamış; okurunu düş ile gerçeğin belirsiz sınırlarında dolaştırmıştır. Aşkı, ölümü, iktidarı, belleği ve yalnızlığı işlerken kurduğu semboller ve imgelerle hem bireysel hem kolektif bir bilinç oluşturmuştur. 1982’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanarak edebiyat dünyasındaki yerini perçinlemiştir.
Gabriel García Márquez’in eserleri, coğrafyaları aşarak evrensel bir yankı bulmuş, okurun kalbine dokunmayı başarmıştır. O, yalnızca hikâye anlatan biri değil, insanlık ruhunu yazıya döken bir ustaydı.
Gabriel Garcia Marquez En Güzel Sözleri
-> Aşık olarak düzüşme(sevişme) zevkini denemeden ölmeye kalkma sakın.
-> Hayat, insanın yaşadığı değildir; asıl olan, hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır.
-> Belki de tanrı, seveceğimiz kişiyle tanışmadan bizi yanlış kişilerle tanıştırıyor. Onu tanıdığımızda daha da mutlu olmamız için.
-> Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin, fakat bazıları için sen bir dünyasın.
-> Kadınların baştan çıkarma hünerlerinden haberim yoktu benim, bir gecelik sevgililerimi ben hep hoşluklarından çok ücretleri için seçmiştim. Çoğunlukla yarı-giyimli olarak ve her defasında birbirimizi olduğumuzdan daha iyi hayal edebilmek için karanlıkta yatarak, sevgisiz sevişirdik.
-> Bitti diye üzülme, “yaşandı” diye sevin.
-> Bazen öyle konuşacaksın ki karşındaki cevap veremeyecek. Bazen de öyle bir susacaksın ki karşındaki konuşmaya cesaret edemeyecek.
-> İnsanın sonunda başkalarının sandığı biri gibi olmaması olanaksız. (Martın On Beşi kitabından alıntı)
-> Yeniden yaşanamayacak ve açıklanamayacak bir duyarlılıkla dolu anlar vardır.
-> Kendini çok zorIama, en güzeI şeyIer onIarı en az beklediğinde oIur.
-> Bazı kadınlar saatlerce makyaj yapar, bazıları ise sadece gülümser.
-> Öyle güzel gülmelisin ki, insanlar seni ağlatmaya utanmalı!
-> Hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara layık olan kişi ise zaten seni ağlatmaz.
-> Seni sen olduğun için değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum.
-> Kötülük dünyada değil, kişinin yüreğindedir.
-> Bir an gelir, insan artık hiç acı duymaz olur. Duyarlılık biter, bilinç körelir, zaman ve uzam kavramı tümüyle yitirilir.
-> Her insan huzur verir: kimi geldiğinde, kimi gittiğinde.
-> Günün birinde hepimiz sonsuza dek susacağız. Onun için sevdiklerinize şimdi ‘seni seviyorum.’ Demekten çekinmeyin.
-> Belden aşağısı bedenin aşkıdır, belden yukarısı ise ruhun.
-> İnsanın oturduğu toprakların altında ölüleri yoksa, o adam o toprağın insanı değildir.
-> Biliyorsun, Delgadina, şöhret çok şişman bir hanımdır, hiçbirimizle yatmaz, ama uyandığımızda hep yatağın karşısından bize bakmaktadır.
-> Çünkü erkeklerin en büyük özelliği, doyduktan sonra açlığı inkar etmeleriydi.
-> Kimse aldatmasın kendini, sakın, sanmasın ki daha uzun sürecek beklediği hayat, daha önceki gördüklerinden.
-> Belki de Tanrı uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu tanıdığında minnettar olman için istedi.
-> Sen istediğinde sana âşık olmaması, sana âşık olmadığı anlamına gelmez.
-> Hiçbir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile. Gülümsemene kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin.
-> Ucuz insanlara pahalı gelmen senin değil onların suçu. Unutma ki; insan anlayana çok, anlamayana eksik görünür. Hepsi bu!
-> İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır.
-> Heyhat, bu aşksa, nasıl da acı çektiriyor.
-> Zamanı, onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle geçirme.
-> İnsanın üstünü başını birisi için düzelttiğini, birisi uğruna giyinip, kokular süründüğünü, aşk çok geç öğretmişti bana.
-> Mutluluğun iyileştiremediğini hiçbir ilaç iyileştiremez.
-> Dünya öylesine çiçeği burnundaydı ki, pek çok şeyin adı yoktu daha.
-> Dünyanın sosyalist olmasını istiyorum ve inanıyorum ki er ya da geç öyle olacak.
-> Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir.
-> Bilgelik bize artık bir faydası olmadığında gelir.
-> Sonuç olarak, edebiyat marangozluktan farklı superguzelsozler.com değildir. İkisi de gerçekle uğraşmaktır ve o da işlemek için odun kadar sert bir malzemedir.
-> Yaralarını bilgeliğe dönüştür.
-> Sevdiğinin bir başkasıyla mutlu olduğunu görmekten daha acı bir şey varsa, O da sevdiğinin seninle mutsuz olduğunu görmektir.
-> Sormak istersen bayım; Ben sizden de değilim, diğerlerinden de. Ben, ölüme dair yemin etmeyenlerden, tehdit savurmayanlardan, dinini ve ırkını aklının yerine koymayanlardanım. Ben, hâlâ şiir okuyanlardanım. Ben ölürken, vatanını yahut dinini değil, ‘sevgiliyi’ düşünecek olanlardanım. Sormak istersen.
-> Birini daha iyi tanımadan ve bu kişinin senin kim olduğunu bilmesinden önce kendini daha iyi bir kişiye dönüştür ve kim olduğunu bilerek kendine güven.
-> Bir bayana hanımefendilikten daha çok yakışan bir kıyafet ve onu zerafetten daha çok güzelleştiren bir makyaj yoktur.
-> Benden nefret edeceklerden nefret edecek takvim yok. Çünkü ben, bana değer verenleri sevmekle meşgulüm.
-> FakirIik, eIini cebine attığında boş oIması değiI; eIini çıkardığında tutacak birinin oImamasıdır.
-> Zamanı, onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle tüketme.
-> Mutluluk için istediğin şartları bulamayınca, bulduğun şartlarda mutlu olmayı bilmelisin.
-> Kötülük dünyada değil, insanın yüreğindedir. Yüreğini kolla, ölmeden çürüyorsun…
-> Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak.
-> Gitme zamanı gelmişse ‘dur’ demenin; zaman geçmişse ‘dön’ demenin ve aşk bitmişse ‘yeniden’ demenin; hiçbir anlamı yoktur.
-> Gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır.
-> O sizi çok bekleyen kişi çok az ümit edebilir.
-> Bütün insanların üç yaşamı vardır: Herkese açık, özel ve gizli olan.
-> En zor şeylerden birisi ilk paragraftır. İlk paragraf için aylarca uğraştığım oldu ve gerisi kolaylıkla gelir.
-> Ruh eşini hala bulamadıysan üzülme; Bu senin eşsiz bir ruhunun olduğunu gösterir.
-> Hiç kimse gözyaşlarınızı hak etmez ama onları hak eden her kim olursa o da sizi ağlatmaz.
-> Zamanını seninle geçirmekle ilgilenmeyen biriyle zamanını harcama.
-> Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. Mutsuz bir şekilde… Artık ölebilir miyim?
-> Kişisel bir tavır olarak alma.. Hayatın sahte olduğunu öğrendikten sonra, Sadece seni değil kimseyi umursamıyorum. hepsi bu!
-> Birisine yabancılaşmanın en kötü biçimi yanında oturuyor olup ona hiçbir zaman ulaşamayacağını bilmektir.
-> Kimi ne kadar düşünürsen düşün, düşüncelerin en derini, başını yastığa koyduğun an başlar.
-> Gülümsedi. Ama kadın şemsiyeye bakmak zahmetine katlanmadı. Her şey öyle, diye fısıldadı. Canlı canlı çürüyoruz.
-> Çok fazla uğraşma, en iyi şeyler ummadığın zamanlarda olur.
-> Yaşanan her şeyin bir sebebi vardır.
-> Yazmayı sürdürmek isteyen ünIü bir yazar şöhrete karşı kendisini sürekIi korumalıdır.
-> Seks, insanın aşkı bulamadığında elinde kalan bir tesellidir.
-> Birlikte gülüyorsanız mutluluktur, birlikte ağlıyorsanız dostluktur; ama birlikte susuyorsanız, işte bu aşktır.
-> Dünyada hiç sevmediğim bir şey varsa o da zorunlu bayramlardır.
-> Kıskançlık gerçeklerden daha fazlasını bilir.