Edgar Allan Poe Sözleri

Edgar Allan Poe, 1809 yılında Boston’da doğdu. Henüz küçük yaşta anne ve babasını kaybedince, John Allan adında bir tüccarın himayesine alındı. Eğitimli, zeki ve edebiyata tutkulu bir gençti, ancak hayatı boyunca maddi sıkıntılarla ve ruhsal çalkantılarla mücadele etti.

Edgar Allan Poe Sözleri Özlü

Poe, korku, gizem ve psikolojik gerilim türlerinde çığır açan öyküler yazdı. Aynı zamanda “dedektif hikâyesi” türünün de öncüsü sayılır. “Kuzgun” şiiri ve “Gammaz Yürek”, “Usher Evinin Çöküşü” gibi öyküleri en bilinen eserleri arasındadır.

Eşi Virginia’nın genç yaşta ölmesi, onu derinden sarstı. Alkol ve melankoliyle başa çıkamayan Poe, 1849 yılında 40 yaşındayken gizemli bir şekilde hayatını kaybetti. Kısa ömrüne rağmen edebiyat dünyasında kalıcı bir iz bırakmıştır.

Edgar Allan Poe Sözleri Özlü

-> En büyük lanet, hatırlamaktır.

-> Aşk, bazen en derin yarayı açar.

-> En iyi öyküler sessizlikle başlar.

-> Bir gülüşte bile ölüm saklanabilir.

-> Düşler, gerçeklerden daha tutkuludur.

-> Aklım, düşlerim kadar derin ve kırık.

-> Ölüm bir son değil, bir başlangıçtır.

-> Zihin, kendi içinde bir hapishanedir.

-> İnsan kalbi, karanlığın labirentidir.

-> Gerçek dostluk, mezarın ötesine geçer.

-> Hiçbir şey sonsuz değildir, acı hariç.

-> En güzel hikâyeler, karanlıkla başlar.

-> Acı, gerçekliğin en dokunaklı formudur.

-> Bir kalem, bin gözyaşının tercümanıdır.

-> İnanmak, görmemekten daha korkutucudur.

-> Kelimelerle ördüğüm mezarımda yaşıyorum.

-> Bir tek kelimeyle mahvolabilir bir ömür.

-> Tüm hikâyelerim bir çığlığın yankısıdır.

-> Bazen bir öpücük bile sonsuz bir vedadır.

-> Hayal gücü, ruhun gözüyle görebildiğidir.

-> Geceyi sevenler, ruhlarında fırtına taşır.

-> Rüyaların dışında bir mutluluk tanımıyorum.

-> Şiir benim içimde bir amaç değil, tutkudur.

-> Yazmak, hayaletlerle konuşmanın bir yoludur.

-> Sessizlik, bazen çığlıktan daha ürkütücüdür.

-> Bir mezar taşı, çoğu insandan daha sadıktır.

-> Sevgi, bir mezarın taşında da yankılanabilir.

-> Görünmemek için en iyi yöntem saklanmamaktır.

-> Bazı gözler, hiçbir zaman gün ışığını görmez.

-> Her şey geçer, ama bazı acılar ölümsüz kalır.

-> Rüya mıydı yaşadığım, yoksa yaşam mı bir rüya?

-> Her yalnız yazarın içinde bir hayalet konuşur.

-> Güzel olan her şey, bir trajedinin izini taşır.

-> İnsan yüzleri gülse de gözler gerçeği fısıldar.

-> Bir şiir, kalbin döktüğü kanın estetik hâlidir.

-> Yazdıklarım, içimde susturamadığım çığlıklardır.

-> Hayat bir gölge, rüya ise onun hakikati olabilir.

-> Mazi, ayakkabımın içinde kalan bir çakıl taşıdır.

-> En çok korktuğumuz şey, aslında kendi zihnimizdir.

-> Sevgiden daha öte bir sevgiyle sevdik birbirimizi.

-> Karanlıkta yalnız yürüyebilen, aydınlığı hak eder.

-> Ruhun derinlikleri kelimelerden daha gürültülüdür.

-> Geçmiş, ölmüş değil; yalnızca susturulmuş olabilir.

-> Gece, kalbin içindeki en saf düşünceleri uyandırır.

-> Gerçek, çoğu zaman inanılmayacak kadar karanlıktır.

-> Delilik çoğu zaman üstün zekânın bir başka yüzüdür.

-> Ağır adımlarla gelen ölüm bile bazen huzur getirir.

-> İçimde bir mezarlık, her hatırayla biraz daha dolar.

-> İnsan, gölgelerin ardında sakladığı kadar gerçektir.

-> Yalnızlık içinde çürüyen kalpler, en çok şiir üretir.

-> Dünyanın gördüğü her büyük başarı, önce bir hayaldir.

-> Yersiz bir derinlik düşünceyi karıştırır, zayıflatır.

-> Geceleri gelen düşünceler, gündüzkinden daha derindir.

-> Bütün dünyada yalnızlıktan daha derin bir yara yoktur.

-> Duyguların aşırı güçlü oluşunu delilik zannediyorsunuz.

-> Gerçek deha ile delilik arasında ince bir çizgi vardır.

-> Bir düşün içinde bir düş mü? Gördüğümüz ve göründüğümüz.

-> Hayret etmek bir mutluluktur; düş görmek bir mutluluktur.

-> Hakikat daha çizmelerini giyerken, yalan dünyayı dolaşır.

-> Delilikten muzdarip değilim, her anının tadını çıkarıyorum.

-> Bir düşün içinde bir düş mü bütün gördüğümüz ve göründüğümüz.

-> En büyük çınar bir tohumda, en büyük kuş bir yumurtada gizliydi.

-> Aptallara büyük güvenim var; arkadaşlarım buna özgüven diyorlar.

-> Bir kitabı dışına göre değil, içine göre değerlendirmek gerekir.

-> Tüm gördüğümüz ve göründüğümüz yalnızca bir düşün içinde bir düş.

-> Tüm şiddetli heyecanlar, ruhsal bir zorunluluktan ötürü, kısadır…

-> Gördüklerinizin yalnızca yarısına inanın, duyduklarınızın hiçbirine.

-> Mutluluk bilginin kendisinde değil, bilginin edinilmesi sürecindedir.

-> Ben zayıftım çabuk ıslanıyordum Bana sevmek yaramıyordu Ben sevilemiyordum..

-> Bir noktaya kadar mutlu olabilmek için, o noktaya kadar acı çekmiş olmak gerekir.

-> Gündüz düş görenler, sadece gece düş görenlerin kaçırdığı pek çok şeyin farkındadır.

-> Bir delilik belirtisi, aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir.

-> Hüzünlü insanlığımızın, bazen en mantıklı bakışla bile cehennem gibi göründüğü anlar vardır.

-> Ben delilikten muzdarip değilim: siz duygularımın aşırı güçlü oluşunu, delilik zannediyorsunuz.

-> Delilik sandığınız şeyin sadece duyuların fazla keskinleşmesi olduğunu söylememiş miydim ben size?

-> Bazı kitapları okurken yazarın düşüncelerine dalıp gideriz, bazılarını okurken de kendi düşüncelerimize…

-> Mutluluğun dört koşulu: Açık havada yaşamak; Bir insanı sevmek; Her türlü ihtirastan uzak durmak; Yaratmak.

-> Ama apaçık ve hazır olanı reddedip uzaktaki ve belirsiz olanı yeğlemek insan doğasının sapkınlığının bir özelliğidir.

-> Dünya’nın gördüğü her büyük başarı, önce bir hayaldi. En büyük çınar bir tohumdu, en büyük kuş bir yumurtada gizliydi.

-> Facia kapıya geldiğinde insan gözlerinin,paramparça bir ayna gibi,görüntüleri çoğaltıp acısını her yönde gördüğünü kim bilmez ki?

-> Yersiz bir derinlik düşünceyi karıştırır, zayıflatır; Bir noktaya toplanmış, devamlı, dümdüz bir dikkatle bakarsanız, Çoban yıldızı bile gökyüzünden silinip yok olabilir.

-> Dünyanın gerçekleri bana hayal gibi, sadece ve sadece hayal gibi görünürken, buna karşılık, düş ülkesinin çılgınca fikirleri her günkü varoluşumun gıdası değil, bu varoluşun ta kendisi oldu.

-> En umursamaz kimselerin yüreklerinde bile duygusuz olmayan noktalar vardır. Yaşamında ölümünde birbirinden farksız şakalar olduğu o tümden kayıp kişiler için bile şaka edilmeyecek konular vardır.

-> Sinirlerimi böyle geren ve bedenimin büzülüp geri çekilmesine yol açan şey umuttu -her türlü işkencenin üstesinden gelen umut- idam mahkumunun kulağına Engizisyon zindanlarında bile kurtuluşu fısıldayan umut.

-> Başkaları gibi değildim çocukluktan beri, Görmedim superguzelsozler.com başkalarının gördüğü gibi. Ortak bir pınardan almadım tutkularımı, Aynı kaynaktan almadım kederimi. Uyandıramadım yüreğimi sevince aynı seste, Ve sevdiğim her şeyi yalnız sevdim.

-> Düşünce, evrenin başlangıcındaki bir teklik noktasından akın eden, derin fiziksel türbülansın doruk noktasıdır. Galaksileri doğuran hareket ve fiziksel süreçlerin bir ürünüdür. İnsan düşünce hakkında netlikle düşündüğünde, zamanın ilk anında var olur.

-> Tam uykuya dalmak üzere olduğunuz o anı düşünün. Henüz tam dalmadan, yarı uyanık olduğunuz o en son an. Uykuya teslim olmadan, o son çizgide, tuhaf düşler görürsünüz. Ama o sırada uyursanız, bu düşlerin tümünü unutursunuz. İşte ben, o son çizgiden geçip, uyanıyor ve orada gördüğüm garip düşleri yakalıyorum. Benim yazdıklarımın bir kısmı da bu düşlerdir zaten!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir