Bilge Karasu Sözleri

Bilge Karasu

Bilge Karasu, Türk yazar, çevirmen ve düşünürdür. 5 Aralık 1930 tarihinde İstanbul’da doğmuş ve 13 Temmuz 1995 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden mezun olduktan sonra Fransa’ya giderek Sorbonne Üniversitesi’nde eğitim almıştır.

Reklamlar

Bilge Karasu En Güzel Sözleri

Bilge Karasu, edebi kariyerinde genellikle metafizik, felsefi ve sembolik temaları işleyen eserler üretmiştir. Eserleri arasında “Kılavuz,” “Uzaklar,” “Gece” gibi önemli romanlar bulunmaktadır. Ayrıca, André Gide, Albert Camus ve Jean-Paul Sartre gibi önemli yazarların eserlerini Türkçe’ye çevirmiştir.

Yazar, eserlerinde dilin sınırlarını zorlayarak okuyucularını düşünsel bir yolculuğa çıkarmış ve modern Türk edebiyatına önemli katkılarda bulunmuştur. Bilge Karasu’nun eserleri, felsefi derinliği ve edebi nitelikleriyle Türk edebiyatında öne çıkan bir yazar olarak değerlendirilir.

Bilge Karasu En Güzel Sözleri

-> Denizi öylesine severdi. Gider çakıllara uzanır, denizin yüzünde gerinir, sularda kulaç atar, kumlarda yatardı sere serpe. Yaşamak demek, yazsa denize gitmek, kışsa deniz aylarını beklemekti ona göre.

-> İnsan çok dayanıklı bir yaratık. Genellikle öyle. Kimi zaman da bir hiç onu yere serebilir, biliyorum.

Reklamlar

-> İnsan nasıl olsa öleceğine göre, bir şeyler yapmak daha iyi olur. Ölüm boş bir şey, ölümü beklemek, oturup beklemek, boş bir iş.

-> Gizem, insanın varoluşunun bir parçasıdır.

-> Bunları yazmakla çıldırmaktan kurtulunur mu?

-> Tükenesiye konuşmanın mümkün olabileceğini düşünmemişti, böyle bir şey olabilir deselerdi inanmazdı o güne değin.

-> Kitaplardan ve ayraçlardan ve bardak altlarından ve kedilerden ve gündüzlerden ve gecelerden ve yerlerden ve göklerden başka kimimiz kaldı?

-> Yalnızım yalnızım diyor içinden. Ya da içinde başka biri böyle söylüyormuş gibi oluyor.

-> En doğru masal anlamadan korktuğumuzdur.

-> Hangi ayna kendimizi gösterecektir bize? Sürekli bir yürüyüş içinde gibiyiz, bir lunaparkın eciş bücüş görüntü veren aynaları arasında.

-> Sessizlik, her şeyin öncesidir.

Reklamlar

-> İnsanın, gerçekleşmesini istediği bir işe önce kendi benliğini koşması, işe önce kendinden başlaması gerekir.

-> Sonra başka bir konuşma yaklaşıyor. İnsanın bildiği bir dilde konuşulduğunu anladığı halde ne söylendiğini hiç seçemediği durumlardaki gibi.

-> Bir dili bilmek dendiği zaman, o dilde düşünebilmektir usuma gelen.

-> Gerçek, her yerde, her şeyde kendi gölgesini arıyor.

-> Oysa ışığı severim ben; severdim. Önceleri. Şimdi gece sarsın istiyorum beni. Çukur olmalı, çukur­da kalmalıyım. Belki de çukurum kazılmakta şimdi.

-> Bilgi, bilincin sınırlarını genişletmektir.

-> Mutluluk, belki mutsuzluğun, belki umutsuzluğun kabul edilmesi anlamına gelecek.

-> Ama arada bir, inanılmaz şeyler de oluyor; olmasa, umut diye bir şey kalır mıydı zaten?

-> İnsanlar artık yalanan ağızlar, pençeler arıyor insanların yüzlerine, ellerine bakarken.

-> Herkesi aldatmış, aldatmağı iş edinmiş bile olsak, kendimizi aldatmamak gerekmez mi?

Reklamlar

-> Yavrularım, karşınıza tören giysimle geldim, çünkü bir cenaze kaldırmamız gerek. Gerçekte iki cenaze. Ömrümünki ile sizlerinkini.

-> İnsanlar yaşama, başkalarının yaşamına, gitgide daha saygısız oluyorlardı. Hoş, saygısız olmak da değildi bu; saygıyı hiç bilmemiş hiç öğrenmemiş olmalarıydı.

Bilge Karasu En Güzel Sözleri

-> Bir şeyi anlayabildiğimiz sürece ona yenilmenin sözkonusu olamayacağını çok düşünmüşümdür.

-> Dondurulmuş duyguların kokusu çıkmaz ya, dondurmaktan vazgeçmeye görün kokuları yeri göğü tutar.

-> Durmaksızın öğrenmek gerekiyor; kendini tanımak, her günün değişikliğine kendini uyarlamak.

-> Kahvaltının üçüncü çayı bittiğinde Uyanamadın mı daha? dediğim zaman Ne gereği var? diyen ilk insansın bana.

-> Silmişti de, bir tek anı dayanıp duruyordu bütün bu silme çabalarına karşın, direniyordu.

-> Kedileri sevdiği için sevdim onu. Kedileri seven bir insan kötü olamaz…

-> Tümcelerin hepsi, günlerin, yılların, gezilerin, denizlerin, inançların, ölümlerin, kaçışların hepsi belki burada biter, bitmeli.

-> Kendimi bir ona göstereceğim. Ondan sonra öleceğime göre önemi kalmaz. Bir ona göstereceğim, çünkü, bir yerinden yırtılmamış bir gizliliğin de tadı yoktur.

-> Dil, gerçeği anlatmaya yetmez; sadece gerçeği çağrıştırır.

-> Yanlışlar alışkanlık, alışkanlıklar yanlış olunca daha mı kolay yaşanır sanki yanlışlığın alışkısını bile bile

-> Dünyaya, insanlara, çevreme, her sabah yeniden uyarlamam gerekir kendimi.

-> Yaşamak, durmadan, ardında yıkıntılar bırakarak bir yerden bir yere gittiğimizi sanmak mıdır?

Bilge Karasu Meşhur Sözleri

-> Yaşamımda belki de ilk kezdir bir fotoğrafını saklamak istiyorum bir ölünün.

-> Sözler içinden, yaşamaya doğru bir yol arar, bulurduk, her gün… Her gece…

-> Ölüm, bir başka başlangıçtır; bir dönemin sona ermesi ve diğerinin başlaması.

-> Hep yarım işler, yarım bir yaşam; vara vara vardığım sonuçlar, bunlar.

-> Yoksulluklar içinde bir umut yaratabilmek, azımsanacak şey değildir.

-> Gülümsüyorsun, gülümsüyorum. Bu kıyamet dışımızda koptu, tek seyircisi biziz.

-> Okur kitap arar ama, kitabın da okuru bulduğunu ben çok gördüm.

-> Kokularım, seslerim, görüntülerim, anılarımsın sen benim. Dokunduğum, okşadığım, tattığımsın.

-> Bir şey bekler gibiler, besbelli. Belki camın önünde belirivereceğini bildikleri birini…

-> Benim düşlediğim ada… Acımak nedir unutmuş bir dünyadan gelen bir yabancının da sığındığı bir yerdi.

-> Bu aşkın ölümlü olduğuna beni de inandırmak istedin her zaman. Boşlukları, yolun engebelerini aşan bir aşk olamaz mı bu?

-> Bu kentte, sokakta gezen herkes şemsiye kullandığı için, dışarıdayken de şemsiyeler hiç kapanmadığı için, ana caddelerde adam boyunda bir dalgalı örtü gerilmiş gibi olurdu yerle gök arasında.

-> Sevginin, kurmanın, yapmanın, sözü değil, kendi gerek; yaşanması gerek bunların.

-> Adımız Seviydi diye düşünüyor, ama bulamadım bu adı, seçemedim vaktinde. Gürültüye kulak verdim gereksiz yere, gürültünün gizlediğini işitmeğe çalışmalıydım.

Bilge Karasu En Çok Beğenilen Sözleri

-> Anlam, bir tür ölüdür; ona katıldığında, yani onunla birleştiğinde, anlam kaybolur.

-> Yaşamın anlamı, yaşamın kendisindedir.

-> Biz kendimizi bir şeyler sanıverdik işte.

-> Varlığına alıştığım bir nesneden kopmak güç gelebilir. Yaşamak, pek çok şeyden kopmasını öğrenmektir de.

-> Sevmenin mutsuzluk olmayabileceğine inanmış gibi yaşayan kaç kadın olmuştur.

-> Aşırılıklarında kendisine dokunulmayacağını bilmek, kişiyi, eylemlerinin büsbütün azgınca olmasına götürür.

-> Oysa bir şeyler kurmak için inanmalı insan. Her şeyden önce, inanmalı.

-> Bilirim bizim yazdığımız kalır, gerçek örneklerimizse ölür gider…

-> Ama hayvanlarımız konuğumuz değil. Yaşam ortağımız. Köle hiç değil.

-> Bir zamanlar kediymişim ben Halûk. Sonra, herhalde kediler arasında işlenebilecek en büyük suçu işlemişim ki dünyaya bir daha gelişimde insan olmak cezasına çarpılmışım…

-> Çevrede her şeyin yıkıldığı zamanlarda bile, insanlar arasında sevginin, dostluğun yaşamış olabilmesi gerektiğini düşünüyorum.

-> Kopmak, bağlanmak kadar doğal değil mi?

Bilge Karasu Sözleri Facebook

-> Yürüyordum, kaymaktan, düşmekten, yüksek yerden inmekten, yuvarlanmaktan korkan bir başkasıymış gibi.

-> Biraz gizemli, biraz şiirli bir şey göster insanlara; unuttukları, gömdükleri duyguları, duyarlıkları, içlilikleri biraz kışkırt; ne zamandır geride bıraktıklarına inandıkları birtakım çocukluk korkularını, kaygılarını, çekingenliklerini karıştırıp bulandır; ondan sonra da istediğini yaptır onlara.

-> Doğrusunu söylemek gerekirse, kendi düşüncelerimi değiştirmek durumunda kalabileceğimi düşünüyorum da, karşımda olanların bir gün benim superguzelsozler.com düşüncelerime yaklaşabileceklerini hiç umamıyorum.

-> İnsan okumaya meraklıysa, birçok kitabı okumak ister, alır (edinir).

-> Bir yol vardır elbette… Siz bulabilirsiniz onu, her şey sizin elinizde…

-> Zaman, içinde her şeyin gerçekleştiği, her şeyin ortaya çıktığı mekan.

-> O dillerin üzerinde dünyaya bakmasını unutmamış bir çift göz varsa, söylenenler de biraz değişik oluyor.

-> Nesnelerin yaşayanı ne kadar ilginçse, yaşayanların nesneleşmesi o kadar korkunç, o kadar tiksin.

-> Yoksa yaşamak istediğini düşünmekten yaşadıklarının farkı­na varamayan alıklar mıyız?

-> Oyalanmak, kaçmak olduğu kadar aramak da, yaptığım, yapmağa çalıştığım.

-> Ya rabbim, bu kadar mı yalnızız, bu kadar mı dü­şüyoruz? Herkes herkese yabancı. Ya da, hemen hemen öyle.

-> Zaman geçtikçe değişiyoruz; her şeyden önce, önem verdiklerimiz değişiyor. İstediklerimiz, aradıklarımız değişiyor.

-> Ama bütün bir ömür bir bayram hazırlığıyla geçer de o bayram gelmezse…

-> Ölüler her şeyi bilir; öğrenmenin yolu da ölmektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir