Mehmet Deveci Sözleri

Mehmet Deveci Sözleri, Mehmet Deveci Dua Sözleri, Mehmet Deveci Sözleri Kısa, Mehmet Deveci Sözleri Tumblr, Mehmet Deveci Resimli Sözleri, Mehmet Deveci Dostluk Sözleri, Mehmet Deveci Onsuz Olmaz Sözleri

Reklamlar

Mehmet Deveci Sözleri Etkili

Mehmet Deveci Sözleri Etkili

-> Bazen de için için konuşmaktır susmak.

-> Sığınacağın tek şey dua; o da olmasa içinin odalarında daralıp duracaksın.

-> Bizler dünyanın içindeyiz ama içimizde dünyalar var

-> Susmak, gece gibidir bazen, en siyah renkleri bile örter.

-> Nasılsa anlamıyor kimse kimseyi, uzun uzun susalım artık.

-> Havanın soğuğu üşütür de, insanın soğuğu incitir.

-> Biz biliriz ki; hüzün huzurun nazlı kapısıdır.

-> Bizi bize bırakma Allah’ım, ne olur ne olmaz.

-> Relaks dünya, kasma kendini! Sadece biraz kalıp gideceğiz.

-> Dünyayı sırtından indirince daha hızlı koşarsın; bak kuşlara.

Reklamlar

-> Fazla ve kalabalık ne varsa bir kenara çekiliyor.

-> Okuduğun bazı kitaplar seni dinler, seninle konuşur, sana cevap verir,  gözyaşlarını siler, yol gösterir ve seninle birlikte susar.

-> Ben de böyleyim işte; kimsenin bakmadığı şeylere bakar. Kimsenin sevmediği şeyleri severim.

-> Yazmak; düşlerde olanın, akılda kalanın yitip gitmesine kıyamamak belki de.

-> Hüzünlü bir şarkının son mısrası gibiyiz; ulaşılmayan, dinlenilmeyen, söylenilmeyen.

-> Kelimeler bile içinizdekileri anlatmaktan acizken, insanların sizin ne dediğinizi anlamasını beklemeyin.

-> Sessizlik ağırdır, herkesle çekilmez.

-> Gözlerin görmediği yerden söylüyorum: Bizi bağışla, bize acı, bizi yolundan ayırma.

-> Belirsizliğin seni allak bullak ettiği zaman dilimlerinde bazen bir âyet, bazen de bir türkü takılır yüreğine.

-> Geceyi seviyorum. Fazla ve kalabalık olan ne varsa bir kenara çekiliyor sanki.

-> İnsan, dünya sahnesinde olduğunu unutup, bütün hikayeler mutlu sonla bitsin istiyor.

Reklamlar

-> Aynı kitabı okuyanlar, bir gün bir duyguda mutlaka buluşurlar.

-> Kapatıyoruz dükkânı; dışarıda bir tabela; “Yâre gittim dönemem.”

-> İçe bağırmak yorar. Dışa bağırmak ise toplar. Biz, yorgunluğu seçtik.

-> İnsanın ömründe bir Hira’sı mutlaka olmalı; bir de azık getiren Hatice’si.

-> Sevmek, mırıldanmaktır. Bağırırsan delilik olur.

-> Noktadan sonra bitmeyen yazılar, tamamdan sonra bitmeyen konuşmalar, “geçti artık” dedikten sonra geçmeyen acılar var.

-> İçimde daha kapağı açılmamış bir yığın düş var.

-> Geceyi seviyorum fazla ve kalabalık ne varsa bir kenara çekiliyor.

-> İyi kitaplar çok satılan değil; okuyunca hayata bakış açınızı değiştiren, hayatınıza anlam katan ve her iki dünyada da işinize yarayan kitaplardır.

-> Ben içimden koşup yorulunca sana geliyorum.

-> Okuduğum onca kitap ve konuştuğum birçok kelime bana, susmanın en büyük ilaç olduğunu öğretti.

-> Kin tutma; vefa tut, hatır tut, muhabbet tut.

Reklamlar

-> Yani anlayacağınız, hayat kitabımızın sayfası bitince asıl hikâye yeni başlıyor.

-> Mehmet Deveci Sözleri Kısa

-> Mutluluk, huzur, tasa ve ölüm için oturup bekleme kalk, bir şeyler yap.

-> O’nun adıyla olsun her şey, O’nun adıyla atalım adımlarımızı ağaran güne, O’nun adıyla başlayalım; zamana, sabaha, imtihana Bismillah olsun ilk kelam.

-> Hayatımdaki gürültü miktarı az da olsa o çok olan sessizliği yine de özlüyorum. Gürültüde yitip, sessizlikte kendimi yeniden buluyorum.

-> Ha bak! Bizim çocukların adı da superguzelsozler.com belli oldu aslında. Oğlan olursa Kudüs, kız olursa Filistin.

-> Elimizde olmayan duygular kalbimizden gelir. Elimizden gelmeyen şeyler de kalbimizin sahibinden istenir.

-> Kudüs sevdasını, ağrısını mahşere bırakmayın! Yaşıyorken, hayattayken sevin Kudüs’ü, özleyin, dua edin.

-> Yorgunluk bir elbise üzerimizde ve hiç eskimiyor.

-> Nereye yakışsam, oraya uzağım.

-> Bazen yaz rehaveti bazen de bahar dirilişi. Amaç her mevsim yeşil kalabilmektir oysa.

-> Birlikte konuşabileceğin bir yığın insan varken etrafında, beraber gönül inşirahı ile susabileceğin insan sayısı oldukça azdır. Bu yüzden susmak; sade, zarif ve azdır

-> İçimdeki boşluk kaç harfliyse bir türlü dolmuyor.

-> İnsanın kendine ait olan tek şeyi yaralarıdır. Dizlerinin yarası, gönlünün yarası, ömrünün yarası…

-> Rabbinin yazısına teslim ol. Bazen kazanmak da bir imtihandır. Bazen kaybetmek de güzeldir

-> Bazen kazanmak da bir imtihandır.

-> İnsan çoğu şeyi unutmaz. Hele de o şey yarım kalmış bir şeyse asla unutmaz.

-> Aklımızda hoş bir melodi gibi kalan insanlar var. Uzak bir manzara gibi kalan buruk bir tat olarak kalan aklımızda kalan, oranın en güzel misafiri olan insanlar var.

-> Sevdiğin şeyleri yap, en çok da yüreğine iyi bak onu iyi tanı, ona ne iyi geliyorsa onu yap.

-> Dost, en hesapsız zamanlarda hiç çekinmeden yüreğine, kalk ben geldim deyip girebilendir.

-> Geçiyor be; sana yorgunluğu kalıyor belki ama geçip gidiyor her şey.

-> Kendine bir iyilik yap ve namaza başla! Yaren olsun sana, can olsun, dost olsun en ıssızlığına. Seni Adem kılsın.

-> İnsan susunca konuşmuyor sanılır. Oysa en şiddetli kelimeler, sükûtun içinde gizlidir.

-> Dostluk, yoklukta imtihan edilir.

-> Bir müminin duasında da anılmamışsan; var ağla, git ağla, hep ağla gönül.

-> Ayakta iyileşmek zorundasın. Devam ederken iyileşmek zorundasın, işinle gücünle, aşınla telaşınla uğraşarak iyileşmek zorundasın. Hiçbir şeyim yok diyerek iyileşmek zorundasın. Unutarak iyileşmek zorundasın. Durunca ağrır.

-> Mazlumlar ağlamaya bile vakit bulamadan ölüyorlar. Küçücük çocukları kocaman mermilerle şehit ediliyor.

-> Belki hayattaki birçok şey yordu beni; ben de tüm bu olanları hayra yordum.

-> Güzel çıkalım diye, bakışlarımızı bile düzelttiğimiz bir poz kadar değer vermiyoruz yaşantımıza. Oysa en güzel resmi Allah Çeker.

-> Kızgınlıklar zamanla yerini kırılmaya bırakıyor. Kırılmalar zamanla yerini susmaya, susmalar alışmaya, alışmalar ise yerini hiçbir şeye bırakmıyor. O, yeni bir yaşam şekli olarak kalıyor ömründe. Kırılmış ve bunu artık kabullenmiş biri olarak dönüp duruyorsun kendi içinde.

-> Şifalı cümleler kur bana; zarif sessizliklerle süsle.

-> Hiç bir kelime ne tarif edebiliyor, ne de anlatmaya yetiyor içimizdekini. Elimizde olan tek ve en güçlü sığınağa; duaya döküyoruz içimizi.

-> İnsanın yüreğine usulca dokunan şeyler vardır. Bunlar ne gözle görülür ne de elle tutulan şeylerdir. Sadece yürekten hissedilen şeylerdir.

-> Aradığın kaybettiğin şey sensin. Sık yüreğini gözlerinden akıt kendini, avuç içlerine al ve yüzüne sür, sür, sür. İçine çek yeniden değişik bir şeyler yap, çağın alabildiğine bozulmuşluğuna inat. Kendine bir iyilik yap; yüreğin sana geri gelsin.

-> Okunmak istiyorum. Senin tarafından anlaşılmak istiyorum. Bunu istediğim kadar yanlış anlaşılmamak da istiyorum. Eğer bu mektup elindeyse, sana gönderebilmişsem beni oku. İçimi oku. Anlatılmamış yorgunluklarımı oku.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir