Oğuz Bal Sözleri

Bu yazımızın içeriği: Oğuz Bal Sözleri, Oğuz Bal Kimdir, Oğuz Bal Erkek Dublajı Sözleri, Oğuz Bal En Güzel Sözleri, Oğuz Bal Kitap Sözleri, Oğuz Bal Ruj Ve Duman Sözleri, Oğuz Bal Çerçi Sözleri

Reklamlar

Oğuz Bal Kimdir?

1983 yılının Temmuz ayında Antalya da doğmuştur. Kayseri Erciyes Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu olan genç yazarlarımızdan olan Oğuz Bal 2001-2005 yılları arasında Kayseri Büyükşehir Belediye Konservatuarında oyunculuk eğitimi aldı. 2005 yılından itibaren  Akdeniz Üniversitesinde İngilizce Okutmanı olarak çalışıyor.

Oğuz Bal’ın Kitapları

1.Dünya Ekonomisinde Altın

  1. Ruj ve Duman
  2. Erkek Dublajı
  3. Çerçi

Oğuz Bal Sözleri

Çünkü kadınlara göre astroloji ikinci din gibidir.

Sorsan herkes âşık, sorsan herkes çok sevdi. Gerçek şu ki ; herkes it gibi yalnız.

Seni içimden özlüyorum, dışarısı ayaz üşüme diye.

Reklamlar

Zeki Müren plaklarının üzerine “Aşıksanız Dinlemeyiniz!” yazmalılardı…

Başkaları için kendinizi unutun, o zaman sizi de hatırlayacaklardır.

Çok şey istemiyorum senden; Allah’tan kork, kuldan utan, beni sev.

Vadesi dolmuş tüm siyasi sistemler, başkenti düşmüş ülkeler ve ölen tüm çocuklar için bir türkü söyle. Söyle ki; umut sözlük anlamını bulsun yeniden ve tüm notalarda çiçekler açsın sesinle.

Ah o gözlerin; ruhsatsız silah taşımak değil de ne?

Acılarınızı önemseyin, onlar sizin koltuk değnekleriniz.

Günaydın huzurum. Tarihte bugün: Seni seviyorum.

Bankalar çoğaldı, fakirler çoğaldı. Binalar çoğaldı, evsizler çoğaldı. Şiddet çoğaldı, kadınlar çok ağladı… Kadınlar hep ağlardı zaten. Kadınlar anneydi, anneydiniz, belki de annesin sen de şimdi bilmiyorum.

Gözler sadece yeşil, mavi, kahverengi, vs değildir. Bazen gidiştir, terk ediliştir.

Sorun mesafelerde değil, bir otobüs ya da uçak biletine bakar her şey. Sorun sizi sevmiyor olmaları.

Notalar canımızı daha da yaksın diye daha yüksek sesle dinler olduk şarkıları.

İnsan aşıksa sahiplenir derler. Mesela senin bir gamzen var benim evlat edinmek istediğim.

Dünya’da çözülememiş iki sır var bildiğim. Biri gözlerin, diğeri; Elif, Lam, Mim.

Yüzüme baktı ve “Bana bir şiir yazar mısın?” dedi. Gülümsedim ve gidip bir boy aynası aldım, ondan âlâ şiir olmadığını görsün istedim.

Reklamlar

Neden mi yazıyorum bunları? ’Nasılsın?’ diye sormasan da nasılım bilmeni istedim.

Aşkın zaferi, onurun cenazesi olmalıdır.

Fotoğraflarla konuşan insanlar vardır evet. Onlara deli deyip geçmeyin sakın, zararsızdırlar. Sadece özlüyorlar.

Sırf mutsuz olmak için seni sevdiğimi düşünüyorum bazen.

Bazen olur öyle; bir şeyin olmayacağını bile bile inat edersiniz, tekrar tekrar denersiniz, ama kati son mutlaktır. Olmaz.

Adın Kuran’da geçiyordu sevaptır dedim sevdim.

Gözlerinden öperim bazen “Allah belanı versin” yerine de geçebiliyor lügatlerde. Son sözüm bu işte; çokça gözlerinden öperim!

Sonra okkalı bir küfür ettim ve dedim ki: Mutsuz ol.

Şu yollar bütün kentleri, ülkeleri, kıtaları birbirine bağladılar da bir bizi unuttular sanki.

Seni seviyorum” dersen bir başkasına, dilbilgisi çöker.

Birilerinin mutluluğu başkalarının mutsuzluğudur oysa. Örneğin; birisi çıkıp “EVET” der yüzünde bir gülümsemeyle, diğeri ise “HAYIR”, kıyıdan köşeden, camın arkasından kadına bakarak gözyaşlarıyla.

En güzel ninni; uyumadan evvel onun sesini duymaktır.

Reklamlar

Sanıldığının aksine ağlayınca çirkinleşmez kimse çünkü ağlamak tazeler her şeyi. Ağlayınca makyaj tazelenir, çay tazelenir, anılar tazelenir, yaralar tazelenir. Çünkü ”Ağlamak Güzeldir” der Sezen ve şöyle devam eder Shakespeare; ”Gözyaşı ile yıkanan yüzden daha temiz bir yüz olamaz.’

Ayakkabılarını kapımın önünde görmeyi istiyorum! Çünkü bu, seni seviyorumun içine nal salmak demektir.

Ama anladım ki bazen ölüleri yıkarlar, dirileri gömerler.

Aşk; iki farklı ruhun güzel kızıdır.” derdim, şimdi kızımız sen gidince, kötü yola düştü sayende.

İnsanoğlunun sıkıntı çektiği en büyük lanetlerden birisi: hafızadır.

Acılar sadece alkolle uyuşturulmaz çünkü hüzünlüyseniz eğer bazen çay, rakıya bile parmak atabilir.

Gitmeseydin; şiir bana uzak bir köy olarak kalacaktı hayatımda.

Ocak ayı hiç de adına yakışır sıcaklıkta değil. Bu bize Türk Dil Kurumu tarafından yapılmış ömürlük bir ironi olsa gerek.

Aklıma öyle destursuz girme; uygunsuz yakalanıyorum bazen!

Bir insan, ayni günde kaç kez terk edilir?

Kelime dağarcığım genişti aslında, dilinin darağacında asılmadan evvel.

Bazı ölümleri sadece bir cümleyle anlatmak gerekir, bazı ölümler detayı hak etmezler.

Tek sorun neydi biliyor musun? Biz seninle aynı anlama gelip hep farklı anlaşıldık. Suç bizde.

Olur da dirilip döneceksen hani; Eylül’de gelme. Bilirsin Eylül’ler ihtilal kokar, Temmuz’larda gel!

Zor be sevgilim, erkek olmak zor. Hele ki bir kadın sevip, onun kalbinde yersiz yurtsuz kalmak daha da zor!

Gamzelerinden kuşlar havalanıyor farkında değilsin. Hiç aynada baktın mı kendine? Şiir utandırırsın sen.

Anadan doğma entelektüel bile olsa bir kadın ya da erkek bir kere terk edilsin yeter. Bütün o fularlı zihniyet, yabancı edebiyat okuma takıntısı ya da ağız dolusu söylenen aşırı dozda sosyalist söylemlerin yerini “bir kulunu çok sevdim, o beni hiç sevmiyor” alır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir